Advertisement
Ratatouille’un hikayesi bu sefer bir müzikal olarak karşımızda, hem de TikTok’ta
yazar: Nazlı Senem Dalgıç

Karşımızda anlı şanlı bir Z kuşağı hikayesi duruyor. Bir ‘TikToker’ olan 26 yaşındaki ilk okul öğretmeni Emily Jacobsen, geçtiğimiz yaz aylarının sonlarına doğru, Ratatouille’un koca yürekli fare Remy için bestelediği An Ode to Remy adlı şarkıyı küçük animasyonlarla hareketlendirerek bir videoya dönüştürüyor ve TikTok’a yüklüyor. 625.000’den fazla görüntülenen bu video o kadar ses getiriyor ki pek çok kullanıcı sayesinde Ratatouille adeta amatör bir müzikale dönüşüyor; hakkında şarkılar yazılıyor ve hatta kostümler tasarlanıyor. İşler o kadar büyüyor ki Braodway de işin içine giriyor ve büyük bir prodüksiyonla Ratatouille’un hikayesini bir müzikale gönüştürüyor. 1 Ocak’ta çevrimiçi galası gerçekleşen müzikal, yeni rekorlar kırıyor bu sefer: İki gün gibi kısa bir süre içerisinde tamı tamına 1 milyon dolarlık bir satış elde ediliyor, 160 bin adet de bilet satılıyor. Gelirin tamamı ise The Actors Fund’a bağışlanacak.

New York’ta yaşayan ilkokul öğretmeni Emily Jacobsen, ya da kullanıcı ismiyle Em Jaccs, pek çok farklı Disney filminden yola çıkarak TikTok üzerinden videolar yayınlıyor. Karakterler hakkında şarkılar uyduruyor; kimi zaman onların hikayelerini anlatıyor, bazen de onlara olan sevgisini dile getiriyor. Sadece Disney de değil; her gün birçok şey hakkında şarkı uydurduğunu da söylüyor. Yaratıcı bir karakter anlayacağınız. Zaten kendisini sıkı bir Broadway hayranı olarak da tanıtıyor.

Em’in Remy’ye ithaf ettiği videosu, Ratatouille orijinalinde bir müzikal olmasa da, tüm dünyadaki TikTok kullanıcıları arasında büyük bir ilgi uyandırıyor. İnsanlar Em’in şarkısına enstrümantal ve koro sesleri bile eklemeye başlıyor. Emily Jacobsen; “Komik ve akılda kalıcı bir TikTok yapmaya karar vemiştim, sadece insanları hızlıca güldürmek içindi” dese de şarkıya besteci Daniel Mertzlufft tarafından Broadway tarzında bir düzenleme bile yapılıyor.

@e_jaccs

A love ballad #remy #rat #ratatoille #disney #wdw #disneyworld #ratlove #ratlife #rats #Alphets #StanleyCup #CanYouWorkIt

♬ Ode to Remy – Em Jaccs

Bir anda büyük bir ekip çalışması ortaya çıkıyor. Bazı kullanıcılar şarkılar yazıyor, bazıları performans sergiliyor. Yeni düzenlenen bestelerden kostüm tasarımlarına, hatta koreografili şarkılara uzanan videolar bile hazırlamış birçok kişi. Üstelik bu kullanıcılardan bazıları profesyonel şarkıcılar ve dansçılar… Malum, TikTok’ta her şeyin birer challenge’a dönüşüp evrilerek büyümesi sadece birkaç günlük bir süreç.

Şimdi haklı olarak “Bu film 2007’de çıkmadı mı neden şimdi ondan bahsediyoruz?” ya da ”Neden bu kadar ses getirdi?” diye düşünebilirsiniz ama bu olay aslında tam da çağımıza yakışır bir yaratıcılığa sahip. Biraz beklenmedik biraz da benzeri görülmemiş… Biraz da böyle bir birleşmeye ve ekip çalışmasına hiç olmadığımız kadar ihtiyaç duyduğumuz için sanki. Bu Pixar klasiği zaten 2007 yılında En İyi Animasyon Film dalında Oscar, Bafta ve Altın Küre gibi sağlam ödüller kazanmıştı. Anthony Bourdain tarafından ‘yemek dünyası hakkında yapılmış en iyi film’ ilan edildiğini de hâlâ unutmadık… Şimdiki genç neslin de o yıllarda severek izlediği bir projeydi. Aslında çocukken kalbimizi kaptırdığımız işlerden ileride de besleniyoruz. Yaratıcılık anlayışımızı biraz da onlar şekillendiriyor. Bu sebeple böyle bir işin dijital dünyaya uyarlanıp başarılı olmasına da şaşmamalı.

İşte tüm bu ilgiyle birlikte prodüktörler de işin içine giriyor ve Remy’ye birer aşk mektubu niteliğindeki bu videolardan ilhamla özel bir Broadway projesi için kolları sıvıyorlar.

Bakmayın TikTok’un ”çoluk çocuğa” ait bir platform gibi görülmesine; birçok Broadway yıldızının da içinde yer aldığı bir proje bu. Tony Ödülü sahibi Andre De Shields, Emmy ödüllü aktör ve komedyen Wayne Brady, Titus Burgess, Kevin Chamberlin, Ashley Park, Andrew Barth Feldman, Priscilla Lopez, Mary Testa ve Adam Lambert gibi Broadway sahnesinin usta isimlerinin başrollerini üstlendiği ve yılın ilk gününde prömiyer yapan, ”tam ölçekli” diyebileceğimiz bir prodüksiyondan söz ediyoruz burada. Unutmadan söyleyelim: 20 parça için Broadway Sinfonietta orkestrası da oyunculara eşlik etti.

Pixar ile birlikte işin sahibi olan Disney, fikri mülkiyetinde konusunda bu sefer biraz ”rahat” davranıyor. Hayranların Ratatouille konusundaki girişimlerine karşı gayet ılımlılar… Hatta yaptıkları açıklamada “Tüm çevrimiçi tiyatro yapımcılarını, bu benzeri görülmemiş ihtiyaç anında, The Actors Fund’a (Aktörler Fonu’na) katkıda bulundukları için alkışlıyor ve kendilerine teşekkür ediyoruz” sözlerine yer vermişler. Hatta bazı kesimler biraz abartarak Disney’in projeyi kutsadığını (!) ve şirketin, hayranların Disney hikayeleriyle etkileşim kurduğunu görmekten heyecan duyduğunu söylüyorlar, bu açıklamadan yola çıkarak.

Jacobsen de “Dürüst olmak gerekirse, Disney’in yeşil ışık yakmasına şaşırdım” diyor. “Her şey hayal edebileceğimden çok daha iyi bir şekilde ilerledi. İşin çoğunda gerçek profesyonellerle çalıştık” diye de ekliyor.

Tutan bu fikir, başka girişimci fikirleri de peşinde getiriyor: Florida’daki Walt Disney World’de Ratatouille temalı bir merkez de açmayı planlanıyormuş Disney yöneticileri.

Özellikle Z kuşağı ve Broadway ilişkisi konusunda da çok önemli bir adım aslında bu. Sadece sosyal medyadan besleniyor ve yaşamlarını orada sürdürüyor gibi görünen ve yer yer bu konuda eleştiriler alan genç nesil bu köklü diye tabir ettiğimiz kurumların gelecekteki izleyicileri olacak sonuçta. Ortak bir dil yaratmak ve onu konuşulabilir kılmak sanat ve kültürün evrimi bakımdan da çok önemli.

Aktörler Fonu da bu durumdan memnun tabii: “Yeni yıla böylesine sevindirici bir olay ile başlangıç yaptığımız için çok heyecanlıyız. Her şeyin harika bir şekilde gerçekleşmesi için bir araya gelen yapımcılara, yaratırımcılara, oyunculara ve TikTok topluluğundaki herkese minnettarız” açıklamasını yapıyorlar.

Glee dizisinin oyuncularından olan Kevin McHale’e göre de bu prodüksiyon “2020’de çıkabilecek en iyi şeylerden biriydi.”

Diğer yandan projenin hazırlık kısmını da merak ediyoruz tabii; müzikaller, hatta sanal olanlar bile, genellikle yıllar olmasa da aylar alır gibi değil mi sizce de? Yapımcı Greg Nobile, “Kostüm danışmanımız Tilly Grimes, görüntülü sohbet üzerinden oyuncuların dolaplarına baktı. Sadece sorduk, “Gri var mı?”, “Yüzüne bıyık yapmak için makyaj malzemen var mı?”, “Bu eldivenlerin fare ayağı gibi görünmesini sağlayabilir misin?” gibi sorularla hazırlık süreçlerini özetliyor ve önemli bir detayı ekliyor açıklamasına; “Asıl mesele TikTok’un estetiğine uyum sağlamaktı.” Yani tam anlamıyla bir ‘DIY’ eseri var karşımızda. Geçtiğimiz yıl hepimize birçok şeyi kendimizin yapabileceğini de hakikatten öğretti…

21 yaşındaki New York Üniversitesi öğrencisi ve besteleriyle projeye dahil olan RJ Christian da “TikTok iş birlikleri için çok uygun” diyor. “Bir video yeniden canlanabilir, başka bir amaçla kullanılabilir ve etrafta dolaştırılabilir; ölebilir veya farklı bir şekilde hayata dönebilir.” Bir de bu durum genel olarak tüm sosyal medya uygulamalarının sahip olduğu bir dinamik gibi geliyor ya en başta. Sonradan düşündüğümüzde TikTok özellikle global anlamda farklı da bir tarza ve yaklaşıma sahip. Instagram’daki havalı olma güdüsünün pek işe yaramadığı, “Kendin olurken ne kadar yaratıcı olabilirsin?” sorusuna cevap arayan da bir meydan bize kalırsa. Bu yüzden daha farklı avantajlarının olması da doğal.

Projenin yönetmeni de 26 yaşındaki Lucy Moss ve projeyi “20 Red Bull içen bir Zoom okuması” olarak tanımlıyor. (Epey iyi bir tanımlama olmuş bu arada.)

Ratatouille’un ne kadar bu kadar çok sevildiğine dair bir sürü analiz yapılabilir elbette. Ama şu dönemde böylesine yükselmesinin en büyük sebeplerinden biri de her izleyene büyük umutlar aşılaması. Son zamanlardaki en büyük ihtiyacımız… Hem her ne olursa olsun, dediğimiz gibi TikTok aleminde tüm bu olup bitenler dünyanın gittiği yönü gösteriyor aslında. Bu durumdan TikTok müzikalleri de Broadway de yararlanabilir pek tabii. Parlamak için kendi sıramızın gelmesini bekleyen bizler için ilham da olabilir…