Röportaj: +1 FEST öncesi Adamlar’a dadanıyoruz
yazar: Nazlı Senem Dalgıç

Şu aralar, malum sebeplerden daha bir kendimizle baş başa kalıp türlü çeşit varoluşsal sorgulamalar yapar olduk. Hoş, bazılarımız zaten o kafaydı hatta bazılarımızın da en belirgin karakter özelliği. Bakmayın ama yakınmıyoruz aslında. Etrafımıza çizilen bu sınırlar belki de ezelden beri sorgulamamız gerekenleri gün yüzüne çıkardı. Haliyle koskocaman bir soruyu da usulca bıraktı kucağımıza: Farkına vardığımız tüm bu soru ve sorunlarla ne yapmalıyız? Ayrıca, illa çığır açan gelişmelere vesile olmaya ya da hayatlarımızda kişisel anlamda devrimsel olaylar yaratmaya da gerek yok sanki. Hayata iyi kategorisinden bir şeyler katmak yeterlidir belki de. Bunu layıkıyla yapanlar var sonuçta… Mesela, Adamlar.

2013 yılında kurulan grup, vokalist ve gitarist Tolga Akdoğan, gitarist Gürhan Öğütücü, bas gitarist Berat İşçioğlu ve davulcu Berkan Tilavel’den oluşuyor. 2014 yılında çıkardıkları ilk albümleri Eski Dostum Tankla Gelmiş’ten bu yana da dinleyicisini bir yandan derde düşürürken bir yandan gülümsetiyor hatta “Söze bak be!” diye dakikalarca düşündürüyor da. 2016 yılında çıkardıkları Rüyalarda Buruşmuşuz albümdeki Ah Benim Hayatım şarkısının şu sözleri gibi mesela; “Nasıl güzel üzülüyorum bazen gece bir vitrine bakar gibi…”

Şahsen, bizzat ben kendim ilk duyduğumda bu iç görü karşısında epey etkilenmiştim. O sebeple yazdıkları sözlere ve şarkılarına sadece eğlenceli ya da ironik demekle yetinemeyeceğim. Ayrıca şarkı sözleri kadar kullandıkları janralar da birbiriyle alakasız gibi dursa da tam kıvamında bir uyuma sahip. Hip-hop’tan arabeske oradan da rock tınılarına uzanan bir yolcuktan bahsediyoruz. Pek çok hayranı bu güruha caz da katılır mı diye merak ediyor haliyle. Bir de kendileri yaptıkları şarkıları internet aleminden paylaşarak dinleyiciye ulaşmaya başladılar. Daha sonra turnelerle sağlam bir hayran kitlesi edindiler ama kendilerine şimdilerde dijital kültürün deneyimlilerinden diyebiliriz bize kalırsa.

27 Şubat akşamı, bize özlediğimiz konser deneyimini yaşatan +1 FEST kapsamında sahne alacak Adamlar. Öncesinde, aklımızdaki sorularla birlikte dadandık kendilerine. Bakalım Adamlar’da durumlar nasılmış.

Bu sorudan ziyadesiyle bıkmış olmanız ve konuya dair herhangi bir cümleye daha tahammülünüzün kalmamış olması muhtemel… Yine de sormak isteriz: Nasılsınız, nasıl geçiyor pandemi sürecinde günleriniz?

İyiyiz teşekkürler. Şu son günlere kadar herkes gibi durarak, bekleyerek, ne yapacağını pek de bilmeyerek geçti. Farklı olarak söyleyebileceğimiz ise bir stüdyomuz var artık ve orayı şekillendirmeye çalışıyoruz bu günlerde. Onun güzel bir heyecanı var.

Baştan ilerleyelim diye sormak istedik (aslında merak ettik…) İlk dinleyici kitlenizi “Halimden Konan Anlar” grubuyla kazanmıştınız, neler oldu sonra da değişti adınız? Halimden Konan Anlar’dan Adam’lara geçişte neleri yanınızda götürdünüz ya da nelerden vazgeçtiniz?

Tolga: Halimden Konan Anlar, Tom Waits olmayı hayal ettiğim ilk gençliğimin bir ürünüydü. Bir yandan ilk denemelerim olması açısından güzel tecrübeler, keyifli anlar sağladı sağ olsun. O dönemler bir “uzun isimli gruplar furyası” vurgusu vardı ve belki o şekilde paketlenerek anılmayı çok istememiştim diyebilirim. “Adamlar” kısmına geçiş bir profesyonelliği kabul ederek, bir çerçeve çizerek yeni bir adım atmak gibi oldu. Bir projeden müzik grubuna dönüşü ve çoklu bir yapıyı barındırdı. Fötr şapkayı bıraktım ben o dönemden 🙂

Çok duymuş olmalısınız, şarkılarınızın sözleri eğlenceli ve umarsız olduğu kadar da derin. Gözlem ve betimleme yeteneğiniz de var belli. Bu pandemi süreci ve kısıtlamalar nasıl yansıdı üretimlerinize?

Tolga: Üretkenlik seriye bağlamış ve görev bilinciyle yapılan bir hal değil bende. Gerçekten kendinle kalmayı ve bir şey anlatmaya yoğun ihtiyaç duymayı gerektiriyor. Pandemi döneminde bunu anladım. Günümüzde etkileşim çok hızlı, tüketim çok hızlı, ürünleri sunuma koyma hamleleri birbirinin çoğunlukla aynısı ve bir telaş var gibi. Kendimce bu telaşa çok kapılmamaya çalışıyorum.

Açıkçası neredeyse tüm şarkılarınızı dinlediğimizde; “Bu Adamlar’ın var bir derdi…” hissine kapılıyoruz. Zaten hangimizin yok ki? Fakat sizin dertlerinizle ve kendinizle dalga geçen bir tavrınız da var. Hayata, olaylara ve dertlerinize karşı olan tutumunuzun ne kadarını yansıtıyor bu sözler?

Şarkılar yüzeyde ve derinde olanları bazen açık bazen örtülü, içimizden geldiği şekilde anlatıyor. Ne kadarını yansıttığıyla ilgili bir yüzde vermek zor. Her şey hareket halinde.

Eserlerinizdeki sözlerin ve müziklerin hepsi size ait. En son Mavi Ekran klibindeki metaforlar, yedi dakikalık şarkılarınız… Her birinde sağlam hikayelerle karakter çözümlemeleri yer alıyor; uzak ya da yakın gelecekte bu hikayeler başka bir formata evrilir mi? Mesela bir senaryoya, ya da bir kitaba? Müzik dışındaki üretimlere ne kadar yakınsınız? 

Sanatı seviyoruz. Tüm halleriyle. Bir şey söylemek zor ama neden olmasın.

Konserlerinize gelip de etkilenmeyen neredeyse yok gibi. Bir de sizin şarkılarınız tam bağıra bağıra eşlik etmelik. Özlediniz mi sahneleri? +1 FEST gibi dijital festivaller üzerinden dinleyicinizle buluşmak size nasıl hissettiriyor? Dijitalle birlikte çok daha fazla kişiye aynı anda ulaşabilme konusunda ne düşüyorsunuz?

Berkan: Konserler hem bizim için hem seyirci için bir enerji çevirme ritüelidir. Müzisyenler için özellikle bu temel bir ihtiyaçtır. Pandemi sürecinde ise bizim açımızdan bakarsak; yüzlerce, binlerce kişiyle göz göze, dip dibe çaldığımız konserler bir anda birkaç kameraya bakarak çaldığımız konserlere dönüştü. Fakat bu durum her ne kadar alışması zor olsa da bu süreci atlatana kadar herkes adına ufak da olsa fayda sağlayabilecek bir alternatif oldu. Hem şükür hem sabır 🙂

Sektörün ve emektarlarının yaşadığı zorluklar da ortada. Geleceğe dair neler görüyorsunuz, yakın zamanda bir toparlanma süreci yaşanır mı?

Tolga: 150 seneye her şey çok güzel olacak demek geliyor içimden ama şaka tabi. Umarız ki bu tıkanıklık açılır ve belki aklımıza bile gelmeyecek ihtimaller yeni yollar koyar önümüze.

Diskografinize baktığımızda da sadece bir tane single çalışmanız var. Albüm tamamlanmadan yayınlamayı tercih etmeyenlerden misiniz? Çünkü artık albümden ziyade, müzikal platformların da etkisiyle, teklilerin paylaşıldığı bir dönemdeyiz. Bu yeni formüller hakkında ne düşünüyorsunuz?

Gürhan: Albüm kaydetmek de, dinlemek de heyecan verici müzikal deneyimler. Günümüzün ‘platform’ dünyasında sürekli görünür olmak adına single yayınlamak anlaşılabilir bir tercih ama bence singlelar dinleyiciyi esas albüme götürmek için araç olmalı.

Dünya Günlükleri albümü elektronik ses dünyalarından yararlanacağımız ilk albümümüz olacaktı ve bunun habercisi olarak Hikaye’yi önceden yayınlamak iyi bir fikirdi.

Dijital platformlara da başından beri aşinasınız. Bu süreçte yükselişleri malum. Son zamanlarda bu platformların sanatçılara sunduğu telif ücretleri iyice eleştiri konusu oldu. Sizler ne düşünüyorsunuz bu konuda, sanatçılar emeklerinin karşılığını alabiliyor mu?

Plak şirketlerinin bu geçiş döneminde iyi sınav veremediklerini gördük ve tecrübe ettik. Telif sisteminin ne olduğu ve nasıl çalışması gerektiği önümüzdeki yıllarda rayına oturacaktır diye inanıyorum.

Bir de çok farklı müzik platformu var artık hayatımızda. Haliyle dinleyicilerin eserlere ulaşımı kolaylaştı. Ulaşılabilirlik tüketilme hızını etkiliyor mu yoksa değerli olan bir parça her zaman hak ettiği ilgiyi görür mü?

Tolga: Sanat tarihi yaşarken fark edilememiş insanlarla dolu. Bir yandan da günümüzde tüketim hızı ve üretim çokluğu “kıymeti” ıskalatıyor olabilir. Kavga dövüş para toplayıp bir cd alıp evde odanda dinlediğin tecrübeyle günümüzün sonsuz havuzunda balık tutmaya çalışmak mutlaka farklı hadiseler. İnsanlar kendilerini tanımalı ve keşifte olmalılar. Yoksa her zaman çoğunluğun işaret ettiğine gitmek iyi yerlere çıkmayabiliyor. Kendinde olduğunda muhakkak karşına güzel şeyler çıkıyor. Bir şey gerçekten sevgi ve emekle doluysa yerini bulacaktır, buna inanıyorum.

2019 yılındaki Dünya Günlükleri albümünüzden bu yana neler olup bitiyor sizin cephenizde? Çok uzun bir zaman olmadı elbet ama dediğimiz gibi dijital alemlerde durum daha farklı. Var mı yeni gelişmeler?

 Tolga: Bu sefer daha prodüksiyonel bir çalışma hazırlığı içindeyiz denebilir. Zaten buradan bakınca her albümde başka çerçevelerde denemeler olduğunu görüyorum. Standart bir gitarlı rock albümü olmayacağını söyleyip gerisini heyecana bırakıyorum :