Fate: The Winx Saga oyuncularıyla röportaj: İstikamet ise Alfea
yazar: Zeynep Naz Inansal

Bu aralar hepimizin biraz kafa dağıtmaya ihtiyacı var. Bunu yapmak için de kendimizi dizilere ve filmlere veriyoruz haliyle. Gerçeklikten uzaklaşmaya; sihire, eğlenceye ve tabii bolca gençlik dramasına aç olduğumuz bu zamanda Fate: The Winx Saga imdadımıza yetişti. Geçtiğimiz hafta altı bölümlük ilk sezonuyla Netflix’te yayınlanan dizi; keyifli, büyülü, hafif bir gençlik hikayesi. Belki de Nickelodeon’da yayınlanan animasyon versiyonundan hatırlıyorsunuzdur bu evreni. Farklı elementlerde uzmanlaşan genç perilerin eğitildiği Alfea’da, ateş perisi Bloom’un kahramanlık yolculuğunu izliyoruz. Herkesin doğuştan itibaren peri olduğunu bilerek yetiştirildiği bu dünyada Bloom, tam bir ayrık otu. Kısa zaman önce güçlerini keşfeden karakterimiz, bir anda kendini bambaşka bir evrende, hiç tanımadığı insanlarla sihir öğrenmeye çalışırken buluveriyor. Sanki liseye başlamak yeterince zor değilmiş gibi.

The Vampire Diaries’in senarist ve yapımcılarından Brian Young’un yaratıcısı olduğu dizi, çocuklardansa bu kez gençleri hedef alıyor. Ergenlik, büyüme sancıları, aşk acıları ve farklılıklarını benimsemek üzerine bir hikaye bu. Tabii bunların da etkisiyle bu kez çok daha karanlık versiyon izliyoruz. Sonuçta Winx seyircisi büyüdü, hikaye de onlara ayak uyduruyor. Kadınlar sihirli güçleriyle barışmayı ve kontrolde olmayı öğrenirken, sihirli güçlere sahip olmayan erkekler de olası bir savaşa karşı asker olarak eğitim görüyorlar. Yeni okullarına adapte olmaya çalışan gençlerin dünyaları, dışardan gelen korkunç bir tehditle başlarına yıkılıyor ve tüm farklılıklarına rağmen birlik olmaları gerektiğini öğreniyorlar. Bildikleri dünyanın yok olması, bu günlerde bizim de bağ kurabileceğimiz bir konu aslında. Bu arada dizi gerçekten de günümüzde geçiyor. Bu perilerin de akıllı telefonları var ve sosyal medyayı kullanıyorlar. Hatta Instagram’dan rezil olmak onlar için de gerçek bir dert.

Bir büyüme ve ergenlik metaforu gibi de görülebilecek olan bu durumlar, 16 yaşındaki birkaç genç üzerinden farklı yönlere doğru dallanıp budaklanıyor. Kimi kendilerini kanıtlama derdinde, kimi onlara biçilen rollerden yorulmuş, kimi de olduğu kişiden utanıyor. Tüm bu dertlerin üstüne bir de gerçek canavarlar hayatlarına giriyor. Artık koruma kalkanlarının yavaş yavaş yok olduğunu hisseden gençler kendileriyle baş başa kalıyorlar. Kısa bir girişin ardından da hepsi tüm öğrendiklerini denemek ve gerçek hayata uyarlamak zorunda kalıyor zaten.

Dizinin en güçlü yönlerinden biri yetenek fışkıran ve aralarındaki kimya hemen hissedilen oyuncu kadrosu. Her karaktere ayrı bir sempati beslerken ve onlarla bir yurt odasında sohbet etmek isterken buluyorsunuz kendinizi. Bu dinamik kadrodan altı isimle, Abigail Cowen, Danny Griffin, Hannah van der Westhuysen, Elisha Applebaum, Eliot Salt ve Precious Mustapha’yla yollarımız Zoom sayesinde kesişti. Kendilerine diziyle ilgili tüm sorularımızı sorma ve biraz da set anısı dinleme fırsatı bulduk. Sohbetimize ortak olmak isterseniz:

Röportaj: Zeynep Naz İnansal

Video kurgu: Alperen Yılmaz