Yazar: İris Işık
25 Temmuz 2021
Röportaj: İllüstratör Ayk Çubukçu dijital dünyanın orta yerinden ellerinde boyalarla bildiriyor

Bazen kocaman bir duvarda çıkıyor Ayk Çubukçu‘nun çizimleri karşımıza bazen de bir çantanın kendine has detaylarında… Yani evet; malzemesi ne olursa olsun hemen hemen her yüzeyi bir tür tuvale çevirebilen bir sanatçıdan söz ediyoruz. Üstelik dijitalin hayat kolaylaştıran formüllerinden faydalanmaktansa hâlâ eline kalemi, boyayı alıp uzun uzun çizmeyi tercih ediyor.

Çocukluğundan bu yana elinden kalemleri asla bırakmayan ve bırakmayı da pek düşünmeyen Ayk, bu tutkuyu Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ndeki lisans ve ardından Milano’da Domus Academy’deki lisansüstü eğitimlerine kadar taşımış. 2013 yılından bu yana Ayk Çubukçu ismi altında kendi tasarımlarını üretiyor. Kendi tasarımları derken sadece çizimlerini değil, takı ve kendi çizimlerinden oluşan sınırlı sayıdaki tişört koleksiyonunu da kastediyoruz aslında.

Popüler kültür referanslarının öne çıktığı kişiye özel çizimleri ve bu çizimlerin arkasındaki süreçleri paylaştığı Instagram videolarıyla her daim ilgiyle izlediğimiz Ayk’a dadandık ve dijital dünyanın orta yerinde, ellerinde boyalarla oluşturduğu o renkli dünyada birlikte kısa bir tura çıktık.

Fotoğraf: Dinçer Dinç

En baştan başlayalım mı: Çizim yapmaya olan tutkunun çocukluğundan geldiğini söylemiştin. Nasıl başladın kalemle harikalar yaratmaya ve zaman içinde çizimlerin nasıl gelişti, evrildi?

Açıkçası hatırlamadığım yaşlarda başlamışım resim çizmeye. Ailemin de resme yeteneğim olduğunu fark edip küçük yaşta bu konu üzerine düşmesi çok büyük bir avantaj olmuş benim için. Çocukluktan üniversite çağına kadar sırasıyla Zehra Korkmazlar, Gülseren Kayalı, Yusuf Taktak ve Mahir Güven hocaların atölyelerinde çalıştım. Bu atölyelerde yaşça büyük amatör ve profesyonel sanatçılarla takılmak, oturup hep beraber işleri tartışmak, yorumlamak çok disiplinli bir keyifti benim için. Bana çok şey kattığını düşünüyorum. Bu süreçte ve sonrasında farklı resim ve heykel tekniklerini, malzemelerini öğrendim.

Her şeyin dijitalleştiği bir çağda sen hâlâ fiziksel malzemelerle gerçekleştirmeye devam ediyorsun mesleğini. Hem çizimlerini uygulamak için kullandığın ‘tuvaller’ de sıra dışı: Çantadan ayakkabıya kişiye özel illüstrasyonlara yeniden hayat verdiğin gibi birçok mekanın duvarlarına da çizimlerini taşıyorsun. İllüstrasyonların uygulama süreci nasıl ilerliyor?

Yapacağım çizimler için doğrudan defterime eskizlerini çalışıp, talep eden kişinin onayını aldıktan sonra boyalarla hemen çizmeye başlıyorum. Herhangi bir şablon veya kılavuz kullanmayıp serbest el çalışmayı çok daha özgür buluyorum.

Tabii günümüzde dijitalin varlığını da yok sayamıyoruz. Senin işinde dijital hangi noktada devreye giriyor ve senin çizimlerinde ne kadar belirleyici bir etkisi var?

Dijital dünya özellikle bizim jenerasyonda çok büyük bir ivmeyle gelişti ama ben de istemeden de olsa mesafeli oldum sanırım. Atariden sonra bilgisayar oyunu oynadığımı da hatırlamıyorum örneğin. Elle yapılan; dokunarak, hissederek çıkan işler uyuyor benim ruhuma. Sadece sanatta değil, spor ve oyun gibi etkinlikler için de geçerli bu durum. Tabii ki öyle ‘dijitale direnme’ gibi bir durumum yok; sadece gerek olduğunda kullanıyorum. Bilgimin yetmediği noktada arkadaşlarımdan veya meslektaşlarımdan destek alıyorum. Ama mümkün olduğunca baştan sona kendi elimin kontrolünde iş çıkarmayı tercih ediyorum.

Neredeyse hayatlarımızın her anını etkileyen dijitalleşmenin gücü her mesleği farklı boyutlarda etkiliyor. Tüm bunlara sosyal medyanın pazarlamadaki aktif rolünü de ekleyince işler değişiyor. Sosyal medyadaki paylaşımlarından kaynaklı kopyalanma veya tekniklerinin çalınması gibi korkuların var mı? Başına hiç böyle bir olay geldi mi?

Tabii ki görsel anlamda sosyal medyayı olabildiğince aktif kullanmaya çalışıyorum. Bu mecralarda işlerini sunuyorsan kopyalanma durumunu da göze almış oluyorsun aslında. Lakin ‘taklitler asıllarını yaşatır’ derler. Zaten kopyalanmak başta kızdırsa da aslında işinin belli bir seviyeye geldiğini gösteriyor. Teknik ve malzeme konusunda da tecrübe ettiklerimi, soranlarla direkt paylaşıyorum. Merakı olanlara, yeni bir şeyler öğrenmek, uygulamak isteyenlere yol göstermek gayet keyifli. Ayrıca rekabet de beni her zaman motive eder.

Çoğu çiziminde popüler kültür referansları da var: This is Us’tan tut da Hayko Cepkin’e kadar, neler neler çizdin… Bu çok meşhur ve farklı hayran kitlelerine hitap popüler kültür referanslarını çizimlerine taşırken nasıl bir yol izliyorsun ve her birini nasıl yorumluyorsun?

Farkı konseptlere girmeyi her zaman çok sevmişimdir. Talep bazen çok spesifik oluyor ve direkt uygulamaya geçiyorum. Bazen de istenileni müşteriyle beraber beyin fırtınası yaparak birlikte geliştirip karşılıklı onaylıyoruz. Konsepte göre moda girip o konsepte uygun müziklerle çalışmayı seviyorum; role giriyorum bir nevi. Bu da sanat dallarının ne kadar iç içe olduğunu gösteriyor. Örneğin; yaptığım işler özelinde bir müzik varsa, o müzikleri dinleyerek çizimlerimi yapmayı çok seviyorum. Mesela Hayko Cepkin çiziminin olduğu ceketi Hayko Cepkin albümlerini dinleyerek çizdim.

Eller, tasarımcının aklındakilerini kısacası hayal ettiklerini gerçeğe dönüştüren, onları somutlaştıran birer araç aslında. İllüstratör olarak bu ilişkiyi nasıl yorumluyorsun?

Genel resmin bitmiş hali başlamadan önce gözümde canlanıyor. Bu bir hedef, bir çıta koymama sebep oluyor, daha işe başlamadan… Hedef ise o çıtaya ulaşmak ya da üstüne çıkmak oluyor. İş ne kadar acil olursa olsun, sonuç içime sinene kadar bırakmıyorum. İşimi önce kendime beğendirmem gerekiyor bitti diyebilmek için.

Hayal ettiğin tasarımların hayata geçirilmesinde renklerin rolü büyük diye düşünüyorum. Renklerle olan ilişkin nasıl? Renkler mi, yoksa tasarım mı önce geliyor?

Evet, renkler benim işlerimde çok önemli. Bütün işin neşesini, modunu renkler belirliyor diyebilirim. Çizime başlamadan önce boyadığım ürünün rengini de dikkate alarak aşağı yukarı hangi renkleri kullanacağıma karar veriyorum. Bazen buna çok sadık kalmakla beraber bazen de resim ortaya çıktıkça renk tercihlerini değiştirdiğim oluyor. Dediğim gibi çizimlerimi ikinci bir kişiye sunmadan önce kendi gözümü ikna etmem gerekiyor.

Duvar, deri, ahşap gibi birçok farklı yüzeye çizim yapıyorsun. Malzemeyle olan ilişkin nasıl? Hem kullandığın boyalarda, hem de yüzeyde…

Farklı yüzeylerde çalışmayı seviyorum. Değişiklik seven bir insanım. Monotonluk benim heyecanımı azaltıyor. O yüzden farklı ve yeni işlere her zaman açığım.

Kişiye özel çizimler yaptığından da bahsetmiştik. Bu özel işlerde süreç nasıl ilerliyor? Karşı tarafın taleplerini hangi kriterler doğrultusunda değerlendiriyorsun?

Talepler bazen çok ‘cuk oturmuş’ oluyor; direkt gün belirleyip başlıyorum. Bazen de uzun süren karşılıklı görsel paylaşımı oluyor. Sonuç olarak her iki tarafın da içine sinen bir iş çıksın istiyoruz.

Hep çizimlerden bahsettik ama her biri çok özel malzemelerle üretilmiş, en küçük detayına kadar işlediğin takıların da var. Takı tasarımı üzerinde nasıl uzmanlaştın?

Üniversitenin birinci yılında staj için Sevan Bıçakçı’nın kapısını çaldım. Öyle bir arayışı yoktu ama gazetelerde, dergilerde gördüğüm tarzından ve işlerinden çok etkilenmiştim. Birkaç kara kalem çizimimle görüşmeye gittim ve ‘’Pazartesi gel, başla.’’ dedi. O günden sonra altı yıl onun tasarım ekibinde yer aldım. Üniversite ve yüksek lisans eğitimimi sürdürürken bir yandan da haftanın altı günü aralıksız çalıştım. Ama gerçek okulun orası olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Sadece zanaat olarak değil; usul, üslup, geleneksel ve yeni teknikler öğrenmek adına. Ustam Sevan Bıçakçı’yı gözlemlerken, özellikle ‘exclusive’ butik iş yaparken karşı tarafla, müşteriyle ne kadar samimi ve net olunması gerektiğini öğrendim diyebilirim.

Bir sanatçı olarak seni en çok hangi işler heyecanlandırıyor? Mesela en çok sevdiğin, keyifle yaptığın çalışmaların hangileri?

Özel etkinliklerde ürün değil de tuval veya duvar üzerinde canlı performansla, ‘freestyle’ çalışmayı çok seviyorum. Görsel bir şov oluyor. Çoğunlukla masamda, tezgahımda tek başıma çalıştığım için sahneye çıkmak gibi bir şey oluyor benim için.

Yakın gelecek için şekillenmeye başlayan planlar var mı? İmzanı başka hangi işlerde göreceğiz?

Tabii kendi planladığım projeler ve bazı markalarla iş birliği görüşmelerim oluyor. Her zaman kendimi yenileyerek, geliştirerek insanlara keyifli işler sunmayı umuyorum.

editörün seçtikleri