Yazar: Burak Kazim Diken
23 Ağustos 2021
Röportaj: İsrailli multi enstrümanist Kutiman ile sezgisel yaratım süreçlerini konuşuyoruz

Thru You ve Mix the City gibi YouTube içerikleri aracılığıyla oluşturduğu projeleri ile müzik sahnesinin en alternatif yenilikçi taraflarından kendine bir yer edinmiş olan İsrailli sanatçı Kutiman, Guruji isimli single’ını görücüye çıkardı. Tabla ile elektronik müzik kullanımını bir araya getiren şarkı, oldukça ilginç ve zengin bir dinleti sunuyor.

Aynı zamanda Kutiman tarafından yaratılmış bir animasyon klibi de yayınlanan Guruji, Kutiman’ın multi-disipliner tarafına oldukça güçlü bir örnek eklemiş bulunuyor. Şimdiye kadarki tüm projelerinde besleniyor olduğu disiplinlere yeni dinamikler katan sanatçı, aynı zamanda Melike Şahin ile olan düetleri ve Mix İstanbul gibi projeleri ile Türkiye’de de kendine hatırı sayılır bir hayran kitlesi edinmiş durumda.

Biz de Kutiman’ın yeni single’ı Guruji’yi, klibini nasıl yarattığını, Hindistan deneyimlerini; ardından da disiplinindeki en yenilikçi projelerden olan Thru You ve Mix The City projeleri üzerinden sanat anlayışını ve Dünya müzik sahnesinin geleceğini konuşarak sanatçının yaratım süreçlerine ve onu nelerin bekliyor olduğuna dadandığımız bir röportaj ile karşınızdayız.

Şarkı hakkında konuşmadan önce sormak isterim; neredeyse her şeyi çalabilen bir multi-enstrümantalist olarak, tabla öğrenme konusunda seni bu kadar istekli kılan neydi? Öğrenmek için onca yolu kat edip Hindistan’a gitmeni sağlayan ne oldu?

Çok uzun zamandır Hint müziğine hayranım ve bir Hint enstrümanı çalmak her zaman hayalimdi. Annem Hindistan’a ilk gittiğinde bana bir sitar satın almıştı; fakat akor ayarlama aşamasını bile geçememiştim. İkinci kez gittiğinde ise bana tabla getirdi fakat onu da YouTube’dan öğrenmek neredeyse imkansızdı; yalnızca bazı şarkıların üstüne tabla çalıp kendimi kaydettim. Ardından 2017’de bir okul projesi için Kalküta’daydım, ve bazı harika Hint müzisyenlerini kameraya alma şansına eriştim. Pt. Tanmoy Bose onlardan biriydi; Hindistan’ın en iyi tabla virtüözlerinden. Ona öğretip öğretmediğini sordum ve beni davet etti… Birkaç ay sonrasında Kolkata’daydım. İki ay boyunca orda olup derin ve unutulmaz tecrübeler elde ettim.

Büyüleyici tabla kullanımını cold wave synth’lerle birleştirmiş olman şarkıya mistik bir hava katmış. Bu tabla disiplininden mi geliyor, yoksa spiritüel öğretiler ile ilgili herhangi bir geçmişin mi var?

Sezgisel bir yaratım sürecim var. Kayıt tuşuna basana dek çok düşünmüyorum ve başlamadan önce de bir konsept benimsemiyorum. Bu proje de bu şekildeydi. Bazı tabla groove’ları kaydedip klavye ile bu sevdiğim melodiyi bulana dek jam yaptım.

Tabla çalmayı öğrendiğin Tanmoy Bose, Hinduizm ile alakalı derin bilgiye ve öğreticiliğe sahip kişi anlamına gelen ‘pandit’ ismiyle anılıyor. Bose’un bu tarafı şarkıda ve klipte benimsediğin o ‘dünya dışı’ hissiyatı benimsemende bir etki yarattı mı?

Kalküta’da iki ay boyunca yalnızdım. Oldukça temel kondisyonlarda yaşayıp yalnızca tek bir şeye, tabla öğrenmeye odaklıydım. Arkadaş, aile, seyahat, telefon, Instagram, Netflix, hafta sonu; yani hiçbir şey yoktu hayatımda. Yalnızca tabla pratiği. Benim için oldukça derin ve spiritüel bir deneyimdi ve zaman zaman oldukça özlüyorum bunu.

Guruji ile alakalı Instagram paylaşımında tabla öğrenimini ve 3D ilgini anlatmışsın. Belli ki animasyon ve şarkı oldukça uyumlu bir eşleşme yaratmış. Tebrikler öncelikle! Guruji ve 3D’nin birbiriyle böylesine bir uyum yaratacağını düşündüren şey neydi?

Çok teşekkür ederim. Birlikte iyi gideceklerini düşünmüyordum. Aslında bu ikisi oldukça farklı iki dünyaya ait şeyler. Fakat bir yandan, 3D dünyası olmasını istediğiniz tüm şeyleri kapsıyor. Lazer ve bilgisayarlar ile oldukça futuristik olabilirken aynı zamanda vintage ve spiritüel de olabiliyor. Gördüğüm gibi kendimi ifade etmeme yarayan bir araç aslında. Ve Guruji’yi kaydederken aynı sırada öğrendiğim bir şey olduğundan dolayı bu şarkı ile alakalı hissiyatlarımı ifade etmek için 3D’yi kullandım.

Klipteki karakterleri yaratmanda ilhamın ne oldu? Hepsinin neredeyse aynı görünüyor olması sahnelerin de spiritüel ve tinsel olmasını sağlamış. Klibin bu yönü de Hindu öğretileri ile bir şekilde bağlantılı mı?

Klipteki tüm karakterler gerçekten de aynı 🙂 Kopyala yapıştırın sihri bazı şeyleri çok kolaylaştırıyor. Bir karakterin dans etmesini sağladığın an bir grup insanın da dans etmesini sağlamak birkaç tık ötede oluyor 🙂

Klip için Blender programını seçtin. Açık kaynaklı ara yüzü olan bir program ve kullanıcılarının yapabildiği ve yapılması gerektiğini düşündüğü şeyleri modifiye edebilmesine imkan sağlıyor. Programın bu ortak kaynaklı tarafının hayret verici Thru You projenin yaratım süreci ile alakalı bir benzerliği var mı?

Blender öğrenmeye kazara başladım aslında. Bir projem ile alakalı analog monitör çemberi yaratmak için bir yöntem arıyordum ve Blender’ı gördüm. Bunu yapmama olanak sağlayacağını öğrendim ve tutorial’lar izlemeye başladım. Kısa sürede bahsettiğim analog projesini unutup takıntılı bir şekilde Blender öğrenmeye başladım. Benim için gerçekten büyülü bir yolculuktu. Programın arkasında böylesine inanılmaz bir komünitenin olması büyük bir aileye dahil olma hissiyatını yaşatıyor.

3D animasyon dünyasının yaratıcılık anlamındaki sunduğu özgürlüğün hepimiz farkındayız. Fakat, bir Blender öğrencisi olarak soruyorum; programın sunduğu sonsuz seçenekler yaratım sürecini dramatik bir şekilde etkilemekte. Bu senin için nasıldı?

Blender’daki sonsuz seçeneğin kesinlikle baş etmesi zor bir şey olduğunu düşünüyorum. Hayatta da aynı şekilde…

Odağını kaybetmemek ve ne istediğini, neye ihtiyacın olduğunu bilmek oldukça zor bir görev ama onu elde etmeye çalışırken kaybolmamanı sağlıyor. Bunu aşmak için bir sırrım yok; sanırım çoğu zaman az olan daha öz.

Kesinlikle zamansız işler çıkarıyorsun. Aslında, bir zamanları varsa bile kesinlikle şu an, ya da yakın bir zaman değil. Bu sebeple de işlerin çoğu zaman gelecekteki müzik yaratımının olası bir örneği olarak düşünülüyor. Bu konuda ne düşünüyorsun? Özellikle Thru You ve Mix the City projelerinde yaptığın şeyin gelecekte geçerli şeyler olabileceğine inanıyor musun?

Teşekkür ederim.

Şimdi pandemi ile birlikte insanların birbileriyle sanal bir şekilde bağlantılı olup yeni bir şey yaratma konseptinin çok daha görünebilir bir şey olduğunu düşünüyorum. Müzik, ya da başka bir şeyde.

Bu yüzden, her zamankinden daha geçerli olduğunu düşünüyorum.

Instagram’daki Van Halen paylaşımın… Belli ki yeterli krediyi elde etmiyorlar fakat her şeyin çarçabuk tüketiliyor olduğu bu vahşi zamanlardaki müziğin durumu düşünüldüğünde; paylaşımındaki gibi ‘performans’ların gelecekte yeni yaratım ve performans yollarının olası bir hali olabilir mi?

Doğruyu söylemek gerekirse gelecekle alakalı bir vizyonum yok. Daha iyiye ya da kötüye, bu çılgın zamanlarda dünyanın her geçen gün daha hızlı döndüğü düşünüyorum. Yakın zamanda bir VR seti aldım ve aklımı kaçırıyordum. Bu doğrultuda ilerlediğimizi düşünüyorum, fakat yeniden; ben ne biliyorum ki?

Postmodern edebiyattan etkileniyor musun yaratım sürecinde? Doğruyu söylemek gerekirse Thru You projen bana John Barthes’tan Lost in the Funhouse’u hatırlattı. O da -bir nevi- farklı türleri, motifleri, ve tonları bir araya getirerek romanı oluşturuyor. Bu yöntemi benimsediğini hissediyor musun sen de?

Maalesef hiç okumuyorum. Umarım ileride yapabilirim fakat şu an okurken ya düşüncelerimde kayboluyorum, ya da okurken uyuyakalıyorum.

İstanbul’daki hayranların, Tel Aviv’dekiler ile karşılaştırıldığında gittikçe artmakta. Melike Şahin ile olan çalışman ve Mix İstanbul projen haricinde, bu durumu oluşturan şeyin işlerinin hangi elementleri ve faktörleri tarafından sağlandığını olduğunu düşünüyorsun?

Sanırım bir yerde aynı zevke sahibiz, ya da belki babamın aslında Türkiye’den olması müziğime bilinçaltından bir Türk lezzeti katıyor 🙂

editörün seçtikleri