Indie aleminin en tatlı troll’ü: Şehrimize hoş geldin Mac DeMarco
yazar: Yiğit Tuna

Konserlerinde gitarını, çalmaları için hayranlarına verecek kadar deli dolu, şarkılarına çektiği absürt klipleriyle bize sürekli türlü zihin oyunları yaşatan, ne tam olarak saklı kalmış ne de abartılmış; tam da tadında kariyerini sürdüren müzik insanı Mac DeMarco… Ve uzun bir bekleyişin ardından şimdi İstanbul’da.

Müziğin Bill Murray’si diyenler var kendisine… O beklenmedik ve her an trollemeye müsait karakterini düşününce hak veriyoruz aslında bu benzetmeye. Yakında İstanbul’da arz-ı endam edecek olmasına biraz da bu yüzden seviniyoruz: müziğiyle birlikte bizi peşine takan özgün karakterini canlı canlı sahnede de göreceğiz sonunda. Muhtemelen yine elinde o meşhur sigarasıyla…

Onun o hayatı az ciddiye alan (ya da hep öyleymiş gibi gösteren) ve aynı anda pek çok farklı duyguyu harekete geçirebilen besteleri her şeyin devasa bir şov halinde sunulduğu çağımızda bünyeye gerçekten iyi geliyor. Sahne performansları da öyle… Elinde gitarı, çalıp söylüyor Mac DeMarco. Daha fazlasına ihtiyaç duymadan, müziğin gücüne inanarak. Anladınız değil mi; 29 yaşına altı farklı albüm sığdıran bu şahsına münhasır müzisyenin kalbimizdeki yeri pek özel. 

İçten içe DeMarco’nun hal ve tavırlarından, döne döne dinlediğimiz bazı şarkılarından hareketle onun her zaman mutlu olduğunu sanardık. Derdi tasası yokmuş ve sadece müziğine konsantreymiş gibi, üzerindeki dinginlik sürekliymiş gibi gelirdi ama şarkılarında olduğu gibi, verdiği röportajlarda da bize ters köşe yapabiliyor. 2017’deki This Old Dog albümünün ne hakkında olduğu sorulunca o güler yüzlü şen şakrak adam, saniyeler içinde şu cevabı verebiliyor: “Bu albüm ailem hakkında. Bu yıl çok fazla duyguyu aynı anda yaşadım; depresyon, kaygı, farklı şeyler… Garip. Acımasız. Hayat acımasız. Ama aynı zamanda çok güzel, mutluluk ve üzüntü duyguları arasındaki ilişkiyle alakalı. Biri olmasaydı, diğeri de var olmazdı.”

Indie rock’ın gözde çocuğu olmak kolay değil, ne diyebiliriz ki… Indie rock dediğimize bakmayın, Mac’e yaptığı müziğin türü sorulduğunda “jizz jazz” cevabını veriyor. Müziğinin türünü kişiselleştirmesi yeterince sıra dışı değilmiş gibi kendisi hakkında da orijinal bir tanımı var: “Kendimi bir meme’e benzetiyorum. İnsanlar müziğimi seviyorlar ama müziğin yanında, ilgilerini çeken garip bir kişilik de var.” (Doğru dedin dostum!)

Onun şarkılarıyla, bir günün her saatini geçirebiliriz. Çoğu kişi gibi bize de sabahları aç karna dinlenmeye başlaması gerektiği hissini verse de, her zaman dilimine uygun bir Mac DeMarco şarkısı olduğuna inananlardanız. Sıralamayı size bırakıyoruz ama Kanada’nın bağrından kopup dünyamıza katılan ve 30 Kasım günü İKSV ile Birlikte Güzel: Gezgin Salon sahnesinde olacak bu deli dostumuzun konseri öncesi hem bir tutam canlı performans aşinalığı olması için hem de genişçe bir seçki sunduğu için aşağıdaki videoyu öneriyoruz.

Biz şu an son albümü Here Comes The Cowboy’u aklımıza kazımakla meşgulüz, video sonrası adresiniz o albüm olsun. Takviminize işaretlemeniz için bir kez daha altını çizelim: Mac DeMarco dev Avrupa turnesinin final konserinde, Birlikte Güzel: Gezgin Salon kapsamında 30 Kasım’da Volkswagen Arena’da sahne alacak.