Advertisement
Sezonun yürek dağlayan oyunları
yazar: Senem Kahraman

Hayır, ağlamıyoruz! Gözümüze sahne tozu kaçtı…

Bir taraftan İstanbul Tiyatro Festivali gümbür gümbür bir programla gelirken gözümüz geçtiğimiz sezondan bugüne taşınan oyunlara doğru kayıyor ister istemez. Bazılarıyla sıkı bir gönül bağı kurmuş olmamızın da etkisi var tabii. Şimdilik bir biri ardına gelen yeni oyun haberlerini askıya alalım, Eylül ayı itibaren perdelerini açan tiyatro sezonunda yeniden karşımıza çıkacak, yürek dağlayan oyunları hatırlayalım dedik. Çünkü dadanmak bunu gerektirir. (Ağladılar!)

Her sezon kaliteli işleri ile tiyatro severleri mutlu eden Craft Tiyatro, geçtiğimiz aylarda birbirinden iyi oyunlarla en sık ziyaret ettiğimiz sahnelerden biri olmuştu.

Craft Tiyatro’nun “Kalp” ve “ Kızlar ve Oğlanlar” ile Noact Sahne tarafından sahnelen “Red Light Kışı” gibi oyunları ele almışken, sahnelenme tarihi daha geçmişte olan ama hatırladıkça gözlerimizi dolduran iki oyunu daha ekledik listemize. 

2018 yılında kurulan, var olan metinleri kendi sanat anlayışlarıyla yeniden yorumlayan (ve bu işin hakkını veren) topluluk Tiyatro Hemhal’in Sevgili Arsız Ölüm-Dirmit’ni ve 2011 yılından beri Talimhane Tiyatro tarafından sahnelen “Önce Bir Boşluk Oldu Kalp Gidince Ama Şimdi İyi” adlı oyununu da (ki ismi bile yeter) yanımıza kattık. Sağlam bir beşli çıktı ortaya. İzlemek yürek ister.

kalp

Kalp

Aşkın ve mücadelenin oyunu!

Oyun özetinde şöyle yazıyor: “Ya Felix, büyük aşk. En sevdiğin ölürken güçlü kalabilir misin?”

Ben bu oyunu izlerken güçlü kalamamıştım, siz muhakkak mendil götürün yanınızda.

Amerikalı oyun yazarı, romancı, senarist ve LGBTİ+ hareketi aktivisti Larry Kramer’in 1985’te sahnelenen oyunu The Normal Heart, 2014 yılında Brad Pitt’in yapımcılığında sinemaya da uyarlanmıştı. Aralık 2018’den beri Kalp adıyla Craft Tiyatro’da seyirciyle buluşmaya devam ediyor.

Hikayeyi biliyor hatta filmi daha önce izlemiş olabilirsiniz ama bir de sahnede görün. Craft’ın sahneleme tekniklerin, tasarımları ve oyuncuların inanılmaz performanslarıyla cesurca sahneye konmuş bir oyun var çünkü karşınızda.

Özellikle Cem Yiğit Üzümoğlu, Aras Aydın, Nejdet Sarı ve Nilperi Şahinkaya’nın etkileyici oyunculuklarının ayrıca altını çizmek gerek. Hatta Nilperi Şahinkaya’nın kimi zaman sertliğiyle kimi zaman dostluğuyla ön plana çıkan doktor rolüyle Alışık Tiyatro Ödülleri’nde Yardımcı Rolde Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu ödülünü de aldığını belirtelim.

Oyundaki mekan değişimleri o kadar iyi kurgulanıyor ki ışık, sahne tasarım, dekor da ayrıca kendinden konuşturuyor. Metin ise Hira Tekindor ve İbrahim Çiçek ise tiyatronun genç ama kendini çoktan kanıtlamış isimlerinin ellerinden çıkma. (İkisine de burada bir röportajla sağlam dadanmıştık vaktiyle.)

Hikaye zaten başlı başına yürek dağlayıcıydı ama oyun sonunda, tüm salon bir yandan gözyaşlarını silip, bir yandan alkışlarken; oyuncuların ara ara arkalarını dönüp, hıçkıra hıçkıra ağlayıp, gözyaşlarını sildiğini gördüm ya bir de… Eyvah…

Tanıtım metninde de geçtiği gibi, Kalp sevmek üzerine bir oyun. Tam orta yerinde AIDS var. 80’li yıllarda, sadece eşcinsellerde görüldüğü iddia edilen bu hastalığın yarattığı korkuyu, dayanışmayı ve ötekileştirmeyi anlatıyor. İnsanlığın bu en karanlık dönemlerinden birini anlatırken, en ince yerden izleyenin kalbini ve zihnini çarpmayı da çok iyi başarıyor.

kızlar oğlanlar

Kızlar ve Oğlanlar

Bu oyun da özlemekle ilgili… Hem de çok özlemekle, hatta o özlenen anlar devam ediyormuş gibi yaşama ve yaşatma ile ilgili bence.

Kızlar ve Oğlanlar, yazar Dennis Kelly oyunu ve tabii ki yine Hira Tekindor’un kusursuz çevirisi, İbrahim Çiçek’in başarılı yönetimi ve Bergüzar Korel’in su gibi oyunculuğuyla birleşmiş, kalbi acıtan bir oyun.

Tiyatro sahnesinde ilk defa izlediğimiz Bergüzar Korel, 90 dakika boyunca tek başına, seyirciyle temas kurarak, tabiri caizse ”oyunculuğunu döktürüyor”. Hikayesini nasıl ve hangi zamanda anlatmak istiyorsa bizi de oraya götürüyor. O kadar onunla, onun gibi hissediyoruz ki oyunun sonunda dökülen gözyaşlarımızın tadı bile aynı.

Erkek şiddetini konu alan oyunda, komediden gerilime doğru gidiş belli bir seviyede az az verilirken, oyunun sonuna doğru boğazımıza oturan yumrukla, Bergüzar Korel’in gözyaşları içinde ama bir yandan seyirciyi de sakinleştirmeye çalışır halde hikayesinin en vurucu kısımlarını izliyoruz, dinliyoruz. Ah ah…

red-light-kisi

Red Light Kışı

Noact Sahne yapımı Red Light Kışı, ilişkiler üzerine kalp kırıklığı yaratan bir hikaye.

Karşılaşmaların hayatlarımızı, duygulanımlarımızı, eylemlerimizi nasıl etkilediğini anlatan Red Light Kışı, sahnede ilk defa izlediğim oyuncuların performanslarıyla da göz dolduruyor.

Yönetmenliğini Edip Tepeli’nin üstlendiği oyunda Gün Koper, Ali Yoğurtçuoğlu ve Ayşecan Tatari rol alıyor.

Ayşecan Tatari’nin hayat kadını karakterini cesur ve duru bir şekilde canlandırması, Ali Yoğurtcu’nun tüm gerçekçiliği ile tempolu bir biçimde karakterini sahneye taşıması ve iyi ki sahnede izledik dediğimiz Gün Koper’in halis mulis, samimi oyunculuğu görmeye değer.

Olay Amsterdam’ın o meşhur Red Light’ında geçiyor. Bir hotel odası, iki genç adam ve bir geceliğine ”kiralanmış” güzel bir kadın. Hikayenin geri kalanı beklenmedik yerlere doğru savruluyor.

Dirmit Tulumba

Sevgili Arsız Ölüm – Dirmit

Her sezon oynasa, her sezon dadanırım dediğim Sevgili Arsız Ölüm-Dirmit’i eklemediğim liste, eksik bir liste olurdu.

Latife Tekin’in romanından uyarlama Sevgili Arsız Ölüm-Dirmit ile Nezaket Erden, kocaman bir sahne ortasında, ”Küpeli” adlı çiçeği ve pijamalarıyla seyirciyi elinden tutup, Dirmit’in dünyasına, rüyalarına, oyunlarına götürüyor.

Köyden kente göç hikayesi ise Dirmit’in ve tüm kadınların hikayesine karışıyor, gözyaşlarıyla beraber akıyor.

Nezaket Erden oyunculuğu sayesinde tiyatroyu neden sevdiğini hatırlıyor insan: Bu kadar içten, bu kadar gerçek bir performans uzun zamandır izlemiştim.

Ayağına taş değmesin de seni hep sahnede görelim Nezaket!

önce bir boşluk oldu gidince

Önce Bir Boşluk Oldu Kalp Gidince Ama Şimdi İyi

2011 yılından beri seyirciyle buluşmaya devam eden (ve nice seneler boyunca devam etmesini dilediğimiz) Talimhane Tiyatrosu’nun “Önce Bir Boşluk Oldu Kalp Gidince Ama Şimdi İyi”  oyunu her şey, her şey bir yana sadece ismiyle bile bu listeye girmesi gereken bir oyun.

Lucy Kirkwood’un yazdığı oyunu, Seçil Honeywill uyarlaması ve Mehmet Ergen yönetmenliğinde izliyoruz.

Daha çok para kazanma umuduyla Ukrayna’dan Türkiye’ye gelen Dijana’nın aşık olduğu adam tarafından seks işçiliğine sürüklenen hayatına Esra Bezen Bilgin’in etkileyici oyunculuğuyla şahit oluyoruz. Dijana’nın başına gelen talihsizlikler kalbimizin orta yerine oturuyor izlerken. Hikayenin ve oyunculukların gerçekçiliği bizi andan koparıp çıkarırken bir taraftan da tokat gibi çarpıyor.