Yazar: Ilgaz Gökırmaklı
28 Haziran 2022
Sosyal medyasızlık: Merak uyandıran bir gizem mi yoksa büyük bir kayıp mı?

Dünyayla bağlantıda kalmamıza yardımcı olan birçok platform var. Ve tabii artık rutine dönmüş bazı alışkanlıklarımız… Birçoğumuz günlerimizi cihazlarımıza bağlı olarak geçiriyor, bir yönüyle çevrimiçi varlıklarımızı geliştiriyor. Büyük bir çoğunluğumuz için tüm bunlar dijital dünyanın (yani yaşadığımız günlerin) olmazsa olması. Nefes almak kadar doğal ve bir o kadar da zorunlu. Fakat, işte durum herkes için böyle değil. 2022 yılında bile. Aramızda sosyal medya kullanmayan iradeli(!) insanlar var. Ulaşılmazlar. Genele uymak yerine kendi bildiklerini okuyorlar. Gizemliler. Tam da bu yüzden ‘’cool’’ gibiler. Instagram’a bakmadan bir gün nasıl geçirilir diye düşünüyor (ya da hatırlamaya çalışıyor) sosyal medyada yer almamanın gerçekten ferahlık mı yoksa bir kayıp mı olduğunu sorguluyoruz. 

Eğer kendinizi sosyal medya canavarı (‘’bağımlı’’ demeye dilimiz varmadı) olarak tanımlıyorsanız, “Ben sosyal medya kullanmıyorum” cümlesini duyduktan sonra kısa bir şok geçirebilirsiniz. “Nasıl yani, hiç mi?” sorusuyla kendini gösteren anlama çabası, “Gündemi nasıl takip ediyorsun peki?” sorgulaması (burada şaşkınlık hâlâ devam ediyor) ve eğer karşınızdaki kişi sizi ikna etmeyi başardıysa, ekran sürenizi şöyle bir düşündükten sonra gelen gizli bir hayranlık… Sosyal medya hesabı, özellikle Instagram hesabı olmayan ünlülerin sayısı da hiç az değil. Andrew Garfield, Robert Pattinson, Emma Stone, Kristen Stewart bu isimlerden bazıları. Ve açıkçası söz konusu bazı hayranlık duyduğumuz isimler olduğu zaman “keşke Instagram hesapları olsa” diye düşünmeden duramıyorum.

Sosyal medyayla ilişkisini kontrol etmekte zorlanan biri olarak, karşımdaki kişinin sosyal medya olmadan hayatına devam edebilmesi merak uyandırıcı ve etkileyici geliyor. Tabii bazı soru işaretleriyle birlikte…

Son yıllarda araştırmacıların iştahını kabartan konulardan biri de sosyal medya kullanımının insan sağlığına etkileri. Sosyal medyanın yararlı, sinir bozucu ve beden ve mental sağlımıza zararlı tarafları üzerine pek çok araştırma mevcut. Mental ve beden sağlığımıza etkileri üzerine araştırmalar, kimi zaman tehlikelerinden bahsederken, bazı araştırmalar ise sosyal medya kullanımının sandığımız kadar da korkunç ve tehlikeli olmadığını gösteriyor. Sosyal medya kullanmayı bıraktığından beri daha iyi uyuduğunu; kendine daha çok vakit ayırdığını söyleyenler de var; mental sağlık sorunlarına iyi gelebildiğini belirtenler de. İşin sırrının denge kurmak olduğuna inanan biri olsanız dahi sosyal medya kullanımıyla ilgili kabullenmemiz gereken bazı sorunlar olduğunu söyleyelim biz. 

Her türlü kişisel veri ve bilgiyi paylaştığımız, çoğunlukla paylaşmak zorunda bırakıldığımız sosyal medya dünyasında bir de oversharing yani aşşşırı paylaşma tehlikesiyle karşı karşıyayız. Evet, isteyerek ya da bilmeden kişisel hayatlarımızla ve kendimizle ilgili çok fazla bilgi paylaşıyoruz. Bu durum da güvenliğimiz başta olmak üzere pek çok şeyi tehdit ediyor. Giderek her şeyin denetlendiği, gözetlendiği bir dünyada kişisel verilerini ve bilgilerini gizli tutma konusunda tedbirli olmak aslında çok anlaşılır ve mantıklı bir gerekçe. Bazılarımız “her bilgimiz, her yerde benimkini ne yapacaklar?” boş vermişliğiyle hayatına devam etse de sosyal medya kullanmayı bu nedenle reddeden insanların iradelerine saygı duymak dışında pek bir şey gelmiyor elimizden. 

Tabii bazen de keşke hakkında daha fazla bilgi sahibi olsak dediğimiz durumlarla da karşılaşıyoruz. Biz diyelim stalk; siz deyin ufak çaplı bir araştırma, dizginlenemeyen merak duygusu… Birçoğumuz tanıştığımız insanlar hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için ilk iş o insanların sosyal medya hesaplarına koşuyor. Kabul edelim, sosyal medyayı kullanma biçimlerimiz kişiliğimiz hakkımızda bazı önemli ipuçları içerebilir. Elbette sosyal medya hesaplarını insanlara kendimizi göstermek istediğimiz şekilde yönettiğimiz bir vitrin olarak kurguluyoruz. Zaten tam olarak bu yönüyle önemli ipuçları içeriyor. Eğer sosyal medyayı aktif kullanan biriyseniz, isteseniz de istemeseniz de bazı ayak izleri bırakıyorsunuz. Ergenlik hallerinizden, ailenize; mezuniyet anılarınızdan, arkadaş çevrenize kadar… Ve (özellikle etiketlendiğiniz fotoğraflarda!) bu anılarla karşılaşmak her zaman istediğimiz bir şey olmayabiliyor.

Yeni tanıştığımız birinin sosyal medya kullanmaması karşımızdakine şüpheyle yaklaşmamıza da neden olabiliyor. “Ne saklıyor, hiç mi kullanmadı?” soruları, stalk’layamadığımız için eksik kalan bilgiler de eklenince büyük bir sorunlar yumağına dönüşüyor. Bu kişi tamamen masum ve bir o kadar bilinçli nedenle sosyal medya kullanmamayı tercih etmiş olsa bile hiçbir izinin olmaması -hele ki bu çağda!- çok da hoşumuza gitmiyor. Biri hakkında bilgi sahibi olmanın yeni “doğalı” birkaç tıkla stalk’lamaktan geçiyor çünkü. Özel hayatta hatta iş güç meselelerinde bile. (Tabii çok abartmayın uyarısını yapmak zorundayız burada.)

Sosyal medyasızlığın belki de en kafa karıştırıcı tarafı (tabii sosyal medya bağımlıları, pardon canavarları için) gündemden kopma hali. Sıcak gündemin ve son dakikaların eksik olmadığı ülke gündeminde her yenilemede bir başka haberle karşılaşıyoruz. Twitter’ın başı çektiğini düşünerek sosyal medya platformlarının sıcak haber takip etme konusunda önemli bir kaynak olduğunu ve bu nedenle bir zorunluluk olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak 2022 Reuters Dijital Gazetecilik Raporu, Türkiye özelinde şaşırtıcı bir veri sundu. Türkiye’den araştırmaya katılanların yüzde 14’ü habere mail üzerinden ulaştığını söylüyor. Twitter’ın tartışmaya ve yanlış bilgiye açık ortamını düşünürsek, sosyal medyanın “tek çare” olmadığını hatırlatıyor bu veri bize. Ve görüyoruz ki pratiklik kazandıran sosyal medya, tek kaynak değil. Ancak sosyal medyadaki trendleri ve özellikle Twitter dili ve edebiyatını düşünürsek bazı “inside joker”lardan uzak kalma durumunu da göz önünde bulundurmak lazım. 

Tabii sosyal medyayı küçümsemenin de etkisi olabilir bu uzak durma nedenleri arasında. Kabul edelim sosyal medya platformları arasında bir hiyerarşi de mevcut. TikTok “banal” bulunuyor, Facebook artık ‘’yaşlandı’’ (Bu arada gerçekten yaşlanmış: Reuters Raporu, Facebook, haberler için en çok kullanılan sosyal ağ olmaya devam etse de gençlerin görselliğin merkezde olduğu platformlara kaydığını söylüyor.) Instagram bazı kullanım şekillerine göre makbul, Twitter düşmeye doyamadığımız dipsiz bir kuyu… Örneğin Instagram veya Twitter kullanmak birçoğumuz için sıradanken, TikTok kullanmak daha yargılayıcı ve önyargılı tavırlarla karşılaşmamıza neden olabiliyor. Küçümseme ve önyargı mevcutsa bu da karşımızdakini daha iyi tanımak için iyi bir başlangıç olabilir sanki? Sene 2022 olmuşken, TikTok’u banal ve tehlikeli bulmak da ne bilelim… (Yine Reuters raporuna göre, TikTok, bu yılki ankette en hızlı büyüyen ağ. 18-24 yaş arası araştırmaya katılan kitlenin yüzde 40’ına ulaşmış. Bu grubun yüzde 15’i haber için platformu kullanıyor. Yürü be TikTok!)

Flört ve tanışma konularına gelirsek… Yeni tanıştığımız, flört ettiğimiz kişilerin sosyal medya hesapları iyi bir referans olacağını düşünsek de tam tersini düşünenler de var. Özellikle sosyal medya kullanmayan erkekleri çekici bulanların sayısı da hiç az değil. Neden bahsettiğimi anlamak için Twitter’da şu hastag’de kısa bir tur atmanızı öneriyoruz. Tabii bir de şu tweet’e…   (How I Met Your Mother’da Ted’in randevuya gitmeden önce buluşacağı kadını google’lamamayı deneme çabaları geliyor aklımıza. Sonuç her zaman şaşırtıcı olabilir!)

Swansea Üniversitesi’nde Psikoloji alanında öğretim görevlisi Dr Alex Jones, flört ederken birinin sosyal medyadaki varlığından veya yokluğundan çok şey çıkardığımızı doğruluyor: “Flört sırasında görünüş, giyim tarzı, konuşma gibi potansiyel bir partnerin dikkatini çeken bir tür işaret veya ipucu vardır. Sosyal medyayı kullanmadığınızın sinyalini vermek, birinin bağımsızlığına ve hayata bakış açısına dair bir tür ipucu olarak algılanabilir.”

Ayrıca sosyal medyada bulunmamanın belirli bir kişilik tipiyle – örneğin içe dönüklükle – ilişkili olabileceğini savunan Jones, bakan kişiye bağlı olarak bu sosyal medyasızlığın kimilerine çekici gelebildiğini ekliyor. Söz konusu kadınlar olduğunda da dikkat çekici ve doğru olduğunu düşündüğümüz bir fikri daha var: “Kadınlar için erişilebilir bir geçmişi olmayan biri muhtemelen çok şüpheli görülebilir.” 

Sosyal medyanın dünyaya bağlanmaya vesile olduğu, birçok sohbetin belirleyicisi olduğu bir dünya düzeninde, sosyal medya hesabı kullanmak, ne sıklıkta kullanacağına karar vermek elbette kişiye bağlı bir karar. Sosyal medya hesabı kullanmamak başlangıçta biraz merak uyandırsa da bazı durumlarda eksikliğinin hissedileceği gerçeğinden de kaçamıyoruz. Aynı şekilde sosyal medya canavarı olmak da birçok olumlu ve olumsuz etkiye sahip. Orta yolu bulma çabası olması ya da etkilemek gibi olmasın fakat başarabiliyorsak dozunda kullanmak en iyisi bizce. Ancak o meşhur arkadaş masalarında biri, “Benim sosyal medya hesabım yok” cümlesi başlangıçta çok şaşırtıcı ve “saçma” gelse de önlenemez bir merak duygusunu tetiklediğini de itiraf edemeden geçemeyeceğiz. Neyse… Bu yazının yazarı, bazen günlük ekran süresinden utansa da sosyal medya hesabı olmayanlara şaşırmaya ve kendini sosyal medyanın kollarına bırakmaya devam edecek.

editörün seçtikleri