Yazar: Gamze Akyol
30 Haziran 2022
Köprüden önce son çıkış: Stranger Things 4. sezon finali öncesi aklımızdan geçenler

Aramıza dağlar, yıllar, pandemiler girse de Stranger Things’in dördüncü sezonuyla olan kavuşmamız epey heyecan vericiydi. 27 Mayıs’ta yayınlanan ilk kısmın her bir bölümü film tadında geçti ve kendini soluksuz izletti. Zaten Stranger Things’in bizi kolay kolay hayal kırıklığına uğratmayacağını düşünsek de ilk kısmın bu kadar iyi oluşu bizim için de güzel bir sürpriz oldu. Ve tüm oyuncu ekibinin “şimdiye kadarki en iyi sezon” olduğu konusunda hemfikir olduğu dördüncü sezonun ikinci kısmı 1 Temmuz’da Netflix’teki yerini almaya hazırlanıyor. Haliyle bizim de heyecanımız dorukta, aklımız ise bir Hopper’da, bir Eleven’da, bir Hawkins’teyken bu diziyi neden bu kadar sevdiğimizi anlatmaya, dördüncü sezon finalinden önce bilgilerimizi tazelemeye giriştik.

Buralar hep spoiler tabii…

Stranger Things’in hikayesi 1980’li yılların başında, Indiana’ya bağlı küçük bir kasaba olan Hawkins’te başladı. Dışarıdan normal gibi görünen bu kasabanın içinde (ve altındaki dünyada) yaşananlar adım adım zihnimizi ele geçirdi. Demogorgon’lara karşı koymaya, Mind Flayer’dan aklımızı korumaya çalışırken bir yandan da her bir karakteri daha yakından tanıdık. Hopper, bu kasabanın şerifi olarak çıktı karşımıza. Aklı geçmişinde kalmış, kızının acısını yüreğinden atamamış olsa da kasaba halkını korumak için elinden geleni yaptı. Eleven deseniz, soğuk laboratuvar odalarından gerçek hayata, insanlara adapte olmak konusunda zorlanan ve doğaüstü güçleri olan küçük bir kızdı. Joyce, çocukları için tüm sınırlarını zorlamaktan çekinmeyen gözü kara bir anne; Will, Mike, Dustin ve Lucas ise hayal gücü bir hayli yüksek ama bir o kadar da zeki bir avuç ergendi. Şimdilerde ise birbirinden korkutucu yaratıklara ve Rus ajanlarına kafa tutan birer savaşçı oldu hepsi. Birlikte Upside Down’ın kapılarını kapatmayı amaçlayan ve bu uğurda birçok fedakarlıklarda bulunan ekibimize yeni üyeler de katıldı zaman zaman. Max, Billy, Robin ve Eddie bu üyelerden en sevilenleri gibi duruyor şimdilik. Steve, Jonathan, Nancy’i de anmadan geçmeyelim tabii; hepsi bizim bebeklerimiz… Neyse, az gittik uz gittik derken Hawkings’in başına yine paralel evrenlerden, Upside Down’dan bir bela geldi ve dördüncü sezonun baş kötüsü olan bu belayı, Vecna’yı tanıtan ilk kısımla beraber ekibimizin dört bir yana dağılmasını, bir türlü bir araya gelememesini oturduğumuz yerden panik ataklar geçirerek izledik.

Stranger Things övme nedenlerimiz

İkinci kısımda neler yaşanabileceğini tartışmadan önce bir parantez açıp bu dizinin neden bu kadar çok sevildiğini konuşmak istiyoruz. Öncelikle birbirinden yetenekli oyunculardan oluşan geniş kadrosu kendini çabucak sevdiriyor, orası kesin. Hem gözünün önünde büyüyen karakterlerle ayrı bir bağ da kuruyor insan ister istemez. Bunun dışında ilk bölümden son bölüme kadar hop oturup hop kalkarak, teoriler üreterek, aksiyona ve bilim kurguya doyarak izliyoruz bu diziyi. Her açıdan karnımızı doyuruyor yani. Bizi teoriler üretmeye iten sağlam kötüleri, birbiriyle ustaca iç içe geçirilmiş ve dört koldan etrafımızı saran hikayeleri ve harika bir gelişim gösteren karakterleri var. Geldiğimiz noktada, ilk bakışta itici ve kaba bulduğumuz Hopper’ı “babamız”; kendi halinde, sessiz sakin biri gibi görünen ama yapabildikleriyle bizi kendine hayran bırakan Joyce’ı “annemiz” kabul ettiysek bir sebebi var elbet. Zaten Hopper’ı canlandıran David Harbour’u da epey şaşırtmış bu durum. Harbour, IndieWire’e verdiği röportajda “dizinin başlarında bekar bir adamdım ama diziden sonra birçok kişinin ‘baba’sı oldum. Bu benim için şaşırtıcıydı ve buna kendi hayatımda da sahip olmak istediğimi fark ettim” diyor. Ve Harbour bu hayalini 2020 yılında Lily Allen ile evlenip, Allen’in iki çocuğuna “baba” olarak gerçekleştirmiş bulunuyor.

Stranger Things ayrıca Winona Ryder’ın ne kadar eşsiz bir oyuncu olduğunu hatırlattığı için de ayrı bir takdiri hak ediyor bizce. Dizinin yaratıcıları Matt ve Ross Duffer bir röportajlarında Ryder olmadan dizinin en kritik bazı anlarının var olmayacağından bahsederek “Joyce, Winona onu oynamadan önce o kadar da ilginç bir karakter değildi” diyorlar. Dizinin “küçük” oyuncuları için de aynı övgülerimizi sıralamakta bir sakınca görmüyoruz; her biri birbirinden yetenekli bu genç oyuncular dizinin ve kariyerlerinin parlamasını sağladılar. Ayrıca, bir dolu zihin açıcı göndermelerle (özellikle Dungeons and Dragons’a) geçen sezonlarda şu ana kadar her defasında farklı bir kötücül yaratık merkeze alındı, sezon finaline doğru adım adım bu yaratığın gizemi aydınlandı. Stranger Things, her bölümünde bize puzzle’ın bir parçasını verip bizi de bu heyecanlı koşuşturmaya dahil etti. Ve bilim kurgu türünde olmasına rağmen gerçek yerlerden dokunan bir senaryoyla çıktı hep karşımıza. Joyce’un Upside Down’da mahsur kalan Will’le ışıklar vasıtasıyla konuşmasını hatırlayın mesela ya da Steve’in nasıl bir zorbadan “dünyanın en iyi bakıcısı”na dönüştüğünü. Robin’i ya da Max’i bu karmaşık olay örgüsüne nasıl usulca yerleştirdiklerini ya da son sezonda adım adım dönüşümüne şahit olduğumuz Vecna’nın arka hikayesini… Duffer kardeşler kesinlikle bir senaryoyu nasıl yazmaları gerektiğini çok iyi biliyorlar ve bu senaryoyu ustalıkla ekrana taşıyorlar.

Dördüncü sezon, ikinci turdan neler bekliyoruz?

Ve evet, bugün de doyasıya Stranger Things övdüğümüze göre artık 1 Temmuz’da yayınlanacak ikinci kısım hakkındaki beklentilerimizi konuşabiliriz. Öncelikle Vecna savaşından kayıpsız ayrılmayı umuyoruz tabii ki. Ama fragmandaki bazı detaylar (Steve-Robin konuşması) ve oyunculardan gelen açıklamalarla bu ihtimal biraz uzak bir ihtimal gibi duruyor. Harbour, sezon finali hakkında şöyle diyor: “Bu bir bitiş yarışı. Elimizden geldiğince hızlı koştuğumuzu izleyeceksiniz. Aynı zamanda tüm karakterlerin daha fazlası için uğraştığına ve sınırlarını zorladıklarına şahit olacaksınız. Son iki bölümde epik aksiyon sahneleri yer alıyor ve sezon finali güçlü ama hassas olacak.” Finalin güçlü olacağına bir şüphemiz yok ama hassas olması detayı yine duygu yüklü bir final izleyeceğimiz ihtimalini artıyor gibi. Ayrıca büyük bir sevgiyle karşılanan Eddie karakterini canlandıran Joseph Quinn de “bir kayıp olacak mı?” sorusuna “Bu konu hakkında bir şey söyleyemem ama ben ikinci kısımda karakterler konusunda endişelenirdim. Burada herkes tehlikede ve işlerin iyi giymeyeceğine dair tekinsiz bir his hakim” diyor.

Hatırlarsanız ilk kısmın sonunda Vecna/Henry Creel/One (hangi adını tercih ederseniz) Nancy’nin zihnini ele geçirmiş ve onu kör kuyularına çekmişti. Robin ve Eddie şimdilik paçayı kurtarırken Steve ise Nancy’nin yanında, Upside Down’da kalmıştı. Steve’in ne kadar fedakar olabileceğine defalarca şahit olduğumuz için kendisinden yine bir kahramanlık hamlesi bekliyor ve başına gelecekler konusunda biraz çekiniyoruz açıkçası. Onun dışında Eleven’ın da artık güçlerine yeniden kavuşup arkadaşlarını kurtarmak için laboratuvardan çıkması pek sürpriz olmaz tabii. Rusya’daki Demogorgon’a karşı esaslı bir savaş veren Hopper, Joyce ve Murray’nin Hawkins’e dönüşünü de finale sakladıklarınızı umuyoruz. Bu kavuşmayı görmeyi umuyoruz ummasına ama Ross Duffer, Netlix’e yaptığı açıklamalarda bu sezonun kötüsünün geçtiğimiz sezonlarınkinden daha “yenilmez” olmadığını ama karakterlerin dört bir yana dağıldığı için bu kötüyü yenmenin daha zor olacağını söylemişti. Sezonun kilit sorusunun “karakterler bir arada değilken bu savaşı nasıl kazanabilirler?” olduğunu söylemişti Duffer. Onun için ekibi tam kadro görüp göremeyeceğimiz konusunda Duffer bizi bir şüpheye düşürdü.

Vecna etkisindeki Max’in göğe yükselişiyle beraber Kate Bush’u da yeniden listelerde zirvelere taşıyan dördüncü sezonun ikinci kısmında bizi yine dolu dolu iki bölüm bekliyor. Sekizinci bölüm yaklaşık bir buçuk saat, Quinn’in “tam bir karmaşa” olarak tanımladığı sezon finali ise iki buçuk saat sürecek. Beşinci yani final sezonuna girmeden önce muhtemelen Hawkins’te birtakım köklü değişiklikler olacak ve bu nedenle bu sezon finalinin bazı karakterler için bir son olma ihtimali bulunuyor. Ayrıca One karakteriyle beraber daha detaylı bir şekilde göz atabildiğimiz Hawkins National Laboratory’nin bir benzerinin başka şehirlerde olma ihtimali de var. Hawkins’in karşı karşıya olduğu büyük tehlikeyi düşünürsek hikayenin final sezonundan sonra başka şehirlere, başka süper güçlü kişilere uzanma ihtimali var gibi. Hikaye nereye giderse gitsin, eminiz ki biz yine izlemekten ve hakkında yazmaktan büyük zevk duyacağız. Ama şimdi sırada ikinci kısım var; herkes hemen “Vecna’dan korunma” şarkısını seçsin ve büyük bir karmaşaya hazır olsun…

editörün seçtikleri