Yazar: Gamze Akyol
16 Haziran 2021
Studio Ghibli’nin Miyazaki ortaklığından doğan ilk üç boyutlu animasyon filmi: Earwig and the Witch

Princess Monokoke, Spirited Away, My Neighbor Totoro… Hayao Miyazaki’nin adının geçtiği anda peş peşe sıralanmaya başlıyor hepsi. Efsane anime ve de Japon manga sanatçısı Hayao Miyazaki, zaman zaman yaptığı emeklilik çıkışlarına rağmen elli yılı aşkın süredir anime dünyasını kasıp kavuruyor. Ama bu yazıda buluşma sebebimiz kendisinin izinden giden oğlu Goro’dan ve işlerinden bahsetmek… Goro Miyazaki’nin, babasının da kurucularından olduğu ve her işinin anime severlerce havada kapıldığı Studio Ghibli ile yaptığı son işbirliği geçtiğimiz aylarda birkaç ülkede ve de HBO Max’de görücüye çıktı. Pandemiden fırsat bulup açılabilen sinemalarda da yavaş yavaş beyazperdeyle buluşmaya devam eden Earwig and the Witch isimli bu film, Studio Ghibli’nin ilk üç boyutlu animasyon filmi olma özelliği taşıyor.

Goro Miyazaki’nin yönettiği üçüncü film olan Earwig and the Witch, Diana Wynne Jones’in kitabından uyarlama bir animasyon filmi. Kısaca, öksüz bir kız olan Earwig’in bir cadı tarafından evlat edinilip yetiştirilmesini anlatıyor diyebiliriz. Ama filmin en dikkat çeken özelliği girişte de bahsettiğimiz gibi Ghibli’nin geleneksel animasyon tekniğinden uzaklaşan ilk filmi olması. Goro, babasından biraz geç de olsa devraldığı bayrağı kendi tarzını yansıtarak ve de yenilikçi yöntemlerle taşımaya karar vermiş gibi duruyor. Hayao Miyazaki’nin daha önceleri “sığ ve de sahte” olarak tanımladığı 3D CGI teknolojisini kullanmayı tercih etmesi bunun en büyük kanıtlarından diyebiliriz. Bu zamana kadar hep elle çizilen 2D animasyonlar yayınlayan Ghibli’nin filmlerinin yaratım süreci tahmin edebileceğiniz gibi oldukça uzun sürüyordu. Mesela, şu anda tamamı elle çizilerek hazırlanan bir Ghibli filminin bitmesine daha üç yıl var… Goro bu konu hakkında, film yapmanın daha hızlı bir yolunu bulmaları gerektiğini ve stüdyonun geleceğini garantilemek için yeni bir şeyler denemek istediğini söylüyor.

Goro Miyazaki, her ne kadar bir Japon animasyon efsanesinin oğlu olsa da bu sektöre oldukça geç atılmış. Hatta gençliğinde, babasının ulaştığı seviyeye asla ulaşamayacağını düşünerek uzun yıllar peyzaj mimarlığı yapmış. Daha sonra ise “herhalde babasının desteğiyle yönetmenliğe başlamıştır” diye düşündüyseniz, yanılıyorsunuz. Aksine Hayao Miyazaki oğlunun ilk yönetmenlik deneyimi olan, Ursula K. Le Guin’in aynı isimli kitabının uyarlaması Tales from Eartsea’ye karşı çıkmış; tecrübesiz olduğu için böyle bir işe kalkışmasını istememiş. Hatta ikili bu sebeple bir tartışma yaşamış ve yaklaşık beş yıl boyunca birbirleriyle konuşmamışlar.

Tabii bu küslük, sadece Goro’nun tecrübesizliğiyle ilgili değil bu arada. Meğer Hayao Miyazaki, Ursula K. Le Guin’in büyük hayranıymış ve bir eserini uyarlamak için yıllarca Ursula’nın kapısını çalmış ama sürekli reddedilmiş. Aradan yıllar geçmiş ve Le Guin eserlerinin uyarlanması için Ghibli’ye izin vermiş fakat bu defa da Hayao gurur yapmış ve istememiş. Ardından stüdyo, Goro’ya bu filmin yönetmenliği için teklif götürmüş ve Goro da kabul etmiş. Dolayısıyla Hayao bu sebeple kızgınmış oğluna. Neyse, Goro’nın gördüğünüz gibi epey olaylı geçen ilk yönetmenlik deneyimi olan Tales from Eartsea, sadece Hayao tarafından değil birçok eleştirmen tarafından da pek beğenilmedi. Ama yine de tüm yorumlar olumsuz değildi. Hatta bu animasyon ya övgülerle beraber birçok ödül aldı ya da kimi festivallerde “en kötü film” seçildi.

Goro’nın yönetmenliğini yaptığı ikinci filmi From Up on Poppy Hill ise yine 1980 yapımı bir başka manga serisinden uyarlama. Bu defa Goro’nun aldığı eleştiriler ağırlıklı olarak olumlu diyebiliriz. Ama hâlâ babasından bir “pekiyi” almış değil o zamanlar. Miyazaki’nin bu başarılı filminin ardından artık yavaş yavaş tarzını oturtmaya başladığı görülüyor. Daha sonra, bir de Ronja, the Robber’s Daughter isminde bir anime dizisi denemesi oluyor kendisinin. Ve bu işinde de yine takdir topluyor. Yönetmen koltuğunda oturduğu son işi ve babasının şiddetle karşı çıktığı bir teknikle yaratılan Earwig and the Witch animasyonu ise beklenmedik bir gelişmeye vesile oluyor. Oğlunun şu ana kadar neredeyse tüm işlerini eleştiren Hayao Miyazaki, ilk defa oğluna övgü dolu bir eleştiride bulunuyor. Bu övgülere herkes gibi oldukça şaşıran Goro ise bu durumu babasının artık epey yaşlanmasına bağlıyor… Üstelik bu eğlenceli animasyon filmini öven tek kişi Hayao değilmiş; en az babası kadar zor beğenen annesinden de alkış almış Goro.

Artık anne-babasının da desteğini ve de onayını olan Goro, gözünü geleceğe dikmiş umut vadeden bir yönetmen olarak görülüyor sektörde. Ghibli’nin denediği bu tarihi değişiklik özellikle Japonya’daki anime hayranları tarafından alıştıkları teknikten uzaklaşıldığı için pek hoş karşılanmasa da bu yeni, hızlı, teknolojik dünyaya ayak uydurmak için gerekli bir adımdı şüphesiz. Goro da bu tekniği kullanmaya başlarken oldukça gergin olduğunu ve Japonya’da hâlâ geleneksel yöntemlerin CGI’den çok daha sevildiğinin farkında olduğunu söylüyor. “Tüm bu korkularımıza rağmen yeni bir şeyler yapmak ve döneme ayak uydurmak adına bu yeniliğin gerekli olduğunu düşündük” diyor Goro. Studio Ghibli’nin uzun yıllardır kullandığı o nostaljik tekniğin tutkunları hemen karalar bağlamasın bu arada, el çizimi animasyonlar da yapılmaya devam ediliyor hâlâ. Goro, geleceğin, eski ve yeni arasında bir denge sağlaması için bu iki tekniği bir arada kullanmaya devam edeceklerini söyledi. Anlayacağınız, Goro Miyazaki, babası Hayao Miyazaki’nin ardından Japon animasyon sektörüne yaptığı cesur dokunuşlarla ses getirmeye devam edecek gibi.

editörün seçtikleri