Yazar: Zeynep Naz Inansal
9 Mart 2022
İçimizdeki ergen kızı mutlu etmek ve hayallerimizi sahiplenmek: BelkısTV Stüdyoları’ndan Afterwork’e Sude Belkıs’a dadandık

Herkesin en doğru açıyı, filtreyi ve rötuş tekniğini aradığı sosyal medyada, nadiren de olsa karşımıza kendini farklı yönleriyle cesurca yansıtan kişiler de çıkabiliyor. Fotoğrafçı, dijital sanatçı, ressam ve Twitch yayıncısı Sude Belkıs da, son zamanlarda tanıştığımız en cesur ve eğlenceli içerik üreticilerinden olduğu gibi, bize özgürlüğüyle de ilham veren biri. Pandemi sırasında, gündüz kuşağı televizyon programlarını Twitch’e uyarladığı yayınlarıyla radarımıza giren Sude; kimi zaman internetten kiralık ev aradığı, kimi zaman magazin tarihi bilgimizi tarttığı, kimi zaman izleyicilerinin tarzını incelediği, kimi zaman da sahne şovlarıyla dijital bir gazino deneyimi yaşattığı yayınlarıyla izleyicisiyle buluşuyor. 8 Mart özelinde farklı kadın deneyimlerine yer verirken, Sude gibi cesurca üreten bir kadından bahsetmemiz de pek şaşırtıcı değil o yüzden.

Farklı disiplinlerde üretim yapan bir sanatçı olan Sude, başlarda insanları güldürmeyi seçtiği için diğer alanlarda ciddiye alınmamaktan korkmuş. Onu güçlendiren şey de başkalarının düşüncelerinin onun hayatında bir engel yaratamayacağını fark etmesi olmuş. Kendimizden duyduğumuz şüpheden beslenen bir toplumda, insanların karşısına çıkıp cesurca dans etmenin, gülmenin ve eğlenmenin oldukça devrimci bir yanı olduğu reddedilemez. Hayallerini ergenliğinde kurduğunu ve bugünlerde gerçekleştiğini söyleyen Sude, içsel huzurunu küçük Sude Belkıs’ın mutluluğundan aldığını anlatıyor. Sude’yle birlikte ergenliğe, komedinin gücüne, NFT’lere ve dijital içerik üreticiliğine dadanıyoruz. 

Fotoğraf: Yasin Arıbuğa

İçimizdeki ergen kızı mutlu etmek ve hayallerimizi sahiplenmek: BelkısTV Stüdyoları’ndan Afterwork’e Sude Belkıs’a dadandık

Herkesin en doğru açıyı, filtreyi ve rötuş tekniğini aradığı sosyal medyada, nadiren de olsa karşımıza kendini farklı yönleriyle cesurca yansıtan kişiler de çıkabiliyor. Fotoğrafçı, dijital sanatçı, ressam ve Twitch yayıncısı Sude Belkıs da, son zamanlarda tanıştığımız en cesur ve eğlenceli içerik üreticilerinden olduğu gibi, bize özgürlüğüyle de ilham veren biri. Pandemi sırasında, gündüz kuşağı televizyon programlarını Twitch’e uyarladığı yayınlarıyla radarımıza giren Sude; kimi zaman internetten kiralık ev aradığı, kimi zaman magazin tarihi bilgimizi tarttığı, kimi zaman izleyicilerinin tarzını incelediği, kimi zaman da sahne şovlarıyla dijital bir gazino deneyimi yaşattığı yayınlarıyla izleyicisiyle buluşuyor. 8 Mart özelinde farklı kadın deneyimlerine yer verirken, Sude gibi cesurca üreten bir kadından bahsetmemiz de pek şaşırtıcı değil o yüzden.

Farklı disiplinlerde üretim yapan bir sanatçı olan Sude, başlarda insanları güldürmeyi seçtiği için diğer alanlarda ciddiye alınmamaktan korkmuş. Onu güçlendiren şey de başkalarının düşüncelerinin onun hayatında bir engel yaratamayacağını fark etmesi olmuş. Kendimizden duyduğumuz şüpheden beslenen bir toplumda, insanların karşısına çıkıp cesurca dans etmenin, gülmenin ve eğlenmenin oldukça devrimci bir yanı olduğu reddedilemez. Hayallerini ergenliğinde kurduğunu ve bugünlerde gerçekleştiğini söyleyen Sude, içsel huzurunu küçük Sude Belkıs’ın mutluluğundan aldığını anlatıyor. Sude’yle birlikte ergenliğe, komedinin gücüne, NFT’lere ve dijital içerik üreticiliğine dadanıyoruz. 

Oldukça zengin ve çok yönlü bir kariyere sahipsin, o yüzden hepsine sırayla değinsek iyi olacak. Reklam sektöründe ve sosyal medya alanında bir süre çalıştıktan sonra, 2020’de Yasin Arıbuğa ile çok disiplinli tasarım stüdyosu afterwork’ü kurmuşsunuz. afterwork nasıl bir ihtiyaçtan ve hangi amaçla doğdu? 3D tasarımdan, artırılmış gerçekliğe ve müzik videolarına kadar çok farklı alanlarda işler yapıyorsunuz. Afterwork’le ilgili hedefleriniz neler? Başka hangi alanlarda üretimler yapmayı hedefliyorsunuz? 

Biraz uzun olacak ama tüm süreci anlatayım. Yıldız Teknik Üniversitesi’nde İletişim Tasarımı okuduğum için, üniversitede tasarım ağırlıklı bir eğitim gördüm. Ama bilgisayar başında durup teknik şeyleri öğrenmekten pek keyif almadığımı fark edince, iş bulmak için yakın olduğum bir alan olan sosyal medya reklamcılığına yöneldim. Ajanslarda içerik yazarlığı, community manager’lik gibi pozisyonlarda çalıştım. Yasin ile bu süreçte tanıştık ve aslında sanat alanında birlikte projeler üretmeye başladık. O zamanlar fotoğraf çekiyordum ve ana sanat dalı olarak ona yönelmiştim. Birlikte ‘‘Son Silinenler’’ fotoğraf sergisini yaptık ve bu şekilde ikili işler yapmaya başladık. Sonrasında freelance marka işleri almaya başladık ve artık bir ekip olduğumuz için bir ismimiz olması gerektiğini düşündük. Bir yandan ajansta çalışıyor, bir yandan mesai saatleri dışında sanat ve tasarım alanında projeler yürütüyorduk. Bir gün Yasin’in üzerinde ‘‘AFTERWORK’’ yazan bir tişört görünce dedim ki işte bu biziz. Yasin de, ben de günceli takip edip alternatif yollar aramayı seviyoruz. Ajans ve şirketlerin kendine hep yakıştırdığı o ‘yeni nesil’ tabirine uyduğumuzu düşünüyorum. Yeniyi takip ediyoruz, risk alıyoruz ve çekimser değiliz. Ülkenin koşullarına ve sektörün zorlu yanlarına rağmen işimizi ciddiye alarak, ama kendi muzip tarzımızla ilerliyoruz. 

Aynı zamanda Twitch üzerinden de BelkısTv çatısı altında birçok farklı yayın yapıyorsun. Öncelikle bu Twitch yolculuğu nasıl başladı? Pandeminin etkisi de var tabii, ama seni bu tip interaktif ve tabii canlı yayına iten ne oldu? Şimdilerde yaptığın yayınlar nasıl gidiyor ve neler öğreniyorsun Twitch’den? 

Sosyal medyada 10 yıldır aktif şekilde varım. Twitter’da çok aktif olduğum için az çok bir kitlem vardı. Ama direkt olarak YouTuber değilim ya da tam anlamıyla bir içerik üreticisi bile sayılmam. Ama düzenli bir şeyler yapmayı hep istiyordum. Aslında pandemiden önce kiralık ve satılık ev ilanlarını incelediğim bir YouTube videosu yapma planım vardı. Bunu karantinada eve kapandığımızda yapabilme fırsatı buldum. YouTube videosu çekmek yerine bunu canlı yapmanın çok daha keyifli olabileceğini diye düşündüm. Öncesinde Twitch izleyicisi değildim, hatta inanın haberim bile yoktu. Bir tane ev ilanları incelediğim yayın yaptım ve çok iyi yorumlar aldım. Bana Twitch’teki yayınlarda yardım etmek isteyen takipçilerim ortaya çıktı. Onlar modere ettiler, Discord sunucusu açtık ve bu sayede bir topluluk olduk. Artık kendi televizyon kanalım olduğunu fark ettim. Kamera ve izleyici varken neden sadece ev ilanı inceleyeyim diye düşündüm, ben artık BelkısTV’yim. Gündüz kuşağı televizyon programları format’larını Twitch formatı’na dönüştürdüm. Twitch, aslında gamer’lar için bir alanken, farklı bir kategori açtığım için insanları şaşırtan ve çeken şey bu oldu bence. Her şeyden önce bu işe bir oyun gibi bakıyorum. Televizyonculuk oynuyorum. Yayına girdiğim an orası Belkıs tv stüdyosu, ben de milyonlara canlı yayın yapıyorum. 

BelkısTV deyip geçmeyelim. İstanbul emlak piyasasının nabzını tuttuğun Emlak Show, yaralı kalplere derman olduğun Derde Doğru ve bilginin gücünden ilham alan Bilgi Sizsiniz gibi programlarının hastasıyız. Bu programların fikir ve hazırlanma süreci nasıl ilerliyor? Yeni formatlarını yaratırken nelere dikkat ediyorsun? 

Gen Z’ye uygun gündüz kuşağı programları diyorum ben aslında. Her zaman sadece yayınlara konsantre olamıyorum ama haftada bir yayın yapmaya çalışıyorum. Hazırlık süreci formata göre değişiyor ve en zoru sanırım Bilgi Sizsiniz. Çünkü 80 tane soru hazırlamamız gerekiyor ve tüm moderasyon ekibiyle, gereksiz bilgilerimizi birleştirerek iki-üç gün boyunca soru yazıyoruz. Onun dışında bazı yayınların öncesinde şarkılar kaydediyorum ve danslar hazırlıyorum. İnsanları yayına başlarken şaşırtan şovlar hazırlamak beni çok eğlendiriyor. Çünkü her zaman insanları şaşırtan ‘twist’ler içeren koreografiler hazırlamaya çalışıyorum. Yayından sonra, o yayını izlerken insanların nerelerde yorum yapıp tepkiler verdiklerini inceliyorum. 

Yayınlarda ve tabii TikTok’ta yarattığın personalarla bizi çok güldürüyorsun. Bir yandan da bunu oldukça eforsuz yapıyor gibisin. Mizahın nasıl bir gücü var sence? Bu yönünü göstermekten şüphe duyduğun veya sonrasında pişmanlıklar yaşadığın oldu mu? 

İnsanlar hep komik olduğumu söylüyorlar. Ama benim sırf ‘‘komedi’’ yapma gibi bir amacım yok. Biraz enerji meselesi sanırım. İnsanları güldürerek hayatlarına dokunduğuma, kötü bir günü güzelleştirdiğime dair mesajlar alıyorum. Aslında her izleyici bana verdiği destekle benim de hayatımı değiştiriyor. Eğlence, insanların hem sizi seveceği, hem de “aptal, boş, salak’’ diye aşağı göreceği bir alan. Bu konuda çok düşünüyorum aslında. İnsanlarla aramdaki mesafeyi kırıyorum bu çok güzel bir yakınlık veriyor. Ama kimi zaman da suistimale çok açık. Bir yandan kreatif direktör olarak kariyerimde ilerlemek ve sanatçı olarak üretim yapmak istiyorum ama bir yandan güldüren bir karakterim insanların gözünde. Güldüren biri olmak, yaptığım işime duyulan saygıyı azaltıyor düşüncesi hep kafamda ve gitgeller yaşıyorum. Maalesef bir sonucu yok. Bir hayatım var ve tek bir şeyi seçip diğerinden vazgeçemem. İkisini de yapmazsam içimde kalacak. 

Lise günlüklerini okuyup, ergenliği her detayıyla yansıtmayı başardığın Euphoria Anadolu Lisesi yayının çok keyifliydi. Şimdi o zamana baktığında neler düşünüyorsun? Sence ergenlikten neler öğrenebiliriz? 

O yayın konusunda çok fazla güzel geri dönüş aldım, özellikle genç kadınlardan. Ergenlik dalga geçilen, ama temellerin atıldığı bir dönem. Ben ergenliğimde herkes gibi aptaldım. Ayrıca çoğu ergen gibi çok umutsuzdum ve geleceğimi göremiyordum. O zamanlar şimdiki gibi sosyal medyada kendin gibi insanlarla iletişime geçme ve yakınlık kurmak da çok yaygın değildi. Şimdi artık o yaştaki insanlar kendilerini daha iyi ifade edebiliyor ve kendileri gibilerle çok rahat bir topluluk oluşturabiliyor ve kendilerine bir idol, yol gösterici bulabiliyorlar. Ben o yaşlarda umutsuzken maalesef görebileceğim bir örnek yoktu çevremde. Yapmak istediğim iş için nasıl yollardan geçeceğimi, benim gibi hisseden insanların var olup olmadığını bilmiyordum. Şimdiyse o zamanlar ‘’Acaba ileride şöyle şeyler yapabilir miyim?’’ diye düşündüğüm ve hayallerini kurduğum şeylerin peşindeyim. Çocukluğumdan beri sahneye, medyaya, sanata hep ilgi duydum. Bir şeyi yaparken küçük Sude Belkıs bunu ister miydi diye düşünüyorum. Evet isterdi dersem, o zaman yapıyorum. Ergenlik bana hayallerimi verdi. Büyüdüm ve şimdi onları gerçekleştirmeye çalışıyorum. Amacım o kızı mutlu etmek. Benim içsel huzurum onun mutluluğu.

Biraz da hayal kuralım. BelkısTV stüdyolarında kimi ya da kimleri, hangi programda ve nasıl bir formatta ağırlamak isterdin? 

BelkısTV’nin büyümesini, izleyicilerin olduğu, gerçek bir stüdyoda, daha profesyonel kameralarla yayın yapmasını çok istiyorum. Maalesef çok maliyetli şeyler bunlar. Ama üzerine düşsem yapamayacağım şeyler değil. Belkıs Show olarak artık ayda bir sanatçıları ağırladığım ve uzunca sohbet ettiğimiz bir ‘night show’ tadına yeni bir format başladı. Orada bişeyler olur gibi… 

Resim, seramik, fotoğraf ve dijital sanat gibi birçok farklı alanda üretim yaptığın için alışılmışın dışında bir üretim sürecin olduğunu tahmin ediyoruz. Biraz bu süreçten bahsedebilir misin? Nelerden ilham alarak ilerliyorsun? Farklı yöntemleri nasıl seçiyorsun? 

Ya inanın, o kadar alışmışın dışında değil… Aslında farklı disiplinleri deniyorum ya da ifade biçimi için en uygun olanı seçiyorum. Zaten tek bir tekniğe bağlı kalamam çünkü benim için sanat üretimi bir deney alanı. Bazen kafamda bir imge canlanıyor ve bunu resme döküyorum. Bazen bir fikir çıkıyor, onun üzerine gidiyorum. Ama en çok dizi izlerken çalışmayı seviyorum. 

Son Silinenler sergilerinde bir kıraathaneyi ve pazarı sergi alanı olarak kullanmıştınız. Birçok resminde eski tabloların üzerine çizim yapmayı seçiyorsun. Alanları ve objeleri geri dönüştürmenin ya da yeniden amaçlandırmanın nasıl bir anlamı var senin için? 

Son Silinenler aslında fotoğraf sergisinden çok deneyim odaklı bir sergi. Alternatif alan kavramını en alternatife çekip biraz şaşırtmalı şeyler denediğimiz bir sergiydi. Aslında her şeyin başında ilk akla geleni yapmamak yatıyor. Çöpten Duvara konseptinde bir projeye başlamıştım ama devam edemedim. Amacım bir şeyleri dönüştürüp eser haline getirmekti. Belki sonra devam ederim. 

Dijital sanat üreten bir sanatçı olarak Web 3.0 ve NFT’ler hakkında neler düşünüyorsun? Bu alana yönelme gibi bir planın var mı? 

Ahhh işte beklediğim soru! Evet, tabii ki yeniyi takip ediyorum deyip nasıl NFT ve Web 3.0’dan geri kalabilirim? Afterwork olarak aslında iki yıldır bu tarz işler yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz. Ben şahsi işlerim için, içime sinen şekilde girişmek istiyorum. Bunun için de aslında hazırlık yapıyorum. Tasarım dilimi oturtmaya çalışıyorum ve yapacağım işlerin bir konsepti olsun istiyorum. Beni kaygılarım genelde bunlar, ama sanatçı olmayan ya da bu alana dair bir kaygı gütmeyen insanlarda da “NFT’ye girelim zengin olacağız, para kazanacağız’’ algısı var ve bana da hep bu tarz cümlelerle geliyorlar. Para benim hiçbir zaman motivasyonum olmadı. Oraya özel iş üreten, sanatçılar olması beni mutlu ediyor. Eser satın almayı, bu alana çok uzak insanlara bile benimsetiyor ve bir pazar açıyor. Şimdi herkes bir proje telaşı içinde hem Metaverse hem NFT için. Yeni bir şeylere başlamak ve denemek çok güzel tabii. Sadece maddi kazanç için içi boş şeylerin peşine giden insanların zorlaması biraz sıkıyor beni. Her şeyden nemalanma telaşına uzağım. 

Dadanizm olarak, 8 Mart öncesi farklı sektörlerden bağımsız kadınlarla bir araya geldiğimiz bu dönemde, dijital alanda bir kadın üretici ve yayıncı olma deneyimini nasıl anlatırsın? Bu alana yönelmek isteyen kadınlara nasıl tavsiyelerde bulunursun? 

Çok önceden, aile ve eş, dost, akraba duyar, görür ve yanlış anlar diye kendimi uzunca bir süre sakladım. Yarı anonimdim diyebilirim. Sonrasında elalemden gelecek bir sözün benim hayatıma hiçbir engel oluşturamayacağının bilincine vardım ve çok daha güçlendim. Cıkcıklasınlar, vıkvıklasınlar, umurumda değil. Ben yayına çıkacağım ve kendim olarak gerekirse dans edeceğim, gerekirse güldüreceğim, gerekirse “hanım hanımcık’’lıktan çıkacağım. Bunun dışında tavsiyem, TikTok’tan ilerleyip sonra tüm mecralara yayılmaları.

Dijital bir yayıncı ve sosyal medyada sıkça paylaşım yapan biri olarak dijital zorbalıkla ilgili neler söyleyebilirsin? İçerik yaratıcıları kadın olunca söylemler de değişiyor olmalı, değil mi? 

Özellikle medya sektörü hep erkeklerin kontrolünde gibiydi. Yıllarca sosyal medyada görünür olmak isteyen kadınların yaptığı işler ve paylaşımları alay malzemesi oldu. Kendini görünür kılmak isteyen kadınlar basit, aptal ve beceriksiz addediliyordu. Sanki en iyi sohbetin, en eğlenceli içeriğin erkeklere ait olduğuna ve en bilgilendirici şeyleri erkeklerin yaptığına dair bir algı vardı. Bu bazı kesimler için hâlâ böyle, ama artık biz çok daha fazlayız. YouTube’da, TikTok’ta, Instagram’da kadın içerik üreticileri çok fazla ve artık seslerini çıkarıyorlar. Kadınlar sosyal medyada birbirlerini kolluyorlar. 

Sude Belkıs fan club’dan bahsetmeden olmaz. Çok adanmış ve senin gibi eğlenceli bir hayran kitlen var. Onlarla nasıl bir iletişiminiz var? Şu ana kadar SBFC ile ilgili başına gelen en ilginç şey neydi? 

İzleyici kitlemi çok seviyorum, inanılmaz bilinçli ve komik gençler toplanmışlar resmen. Discord kanalımızda aktif olarak iletişimdeyiz. Yayınlarda sohbet kısmında da çoğu ismi tanıyorum. Geçtiğimiz yaz bir SBFC pikniği yaptık Moda sahilde. Oraya gidene kadar ‘’N’apıyorum ben ya? Çok saçma değil mi bu?’’ falan dedim. İki-üç kişiyle başladık ve herhalde o gün 100 kişi geldi. Kocaman bir kalabalık olduk sahilde. Herkes bir şeyler getirdi; yedik, içtik ve sohbet ettik. 

BelkısTV Discord kanalında birbiriyle tanışan, arkadaş veya sevgili olan çok fazla insan var. O insanların kesişim kümesinde yer almak çok garip. Ve en ummadık yerden birisi gelip ben SBFC’yim diyebiliyor. Gülüyorum, çünkü Sude Belkıs Fan Club tanımı aslında fan club konseptini alaya aldığımız bir yerden geliyor. Öyle ağzımdan çıkan bir şeydi ve gerçek oldu. Başıma gelen en ilginç şey de bu olayın ta kendisi. 

Geçtiğimiz günlerde YouTube kanalında bazı düzenlemeler yaptığını söylemiştin. Acaba YouTube’a özel içerikler de üretmeyi düşünüyor musun? Öyleyse, nasıl içerikler bekliyor bizi? 

Aslında biraz ağırlık vermeye, çerez de olsa kalıcı YouTube içerikleri de yapmaya başladım. En kötü bir şeyi bile yapmak hiç yapmamaktan daha iyi. 

editörün seçtikleri