Sürdürülebilir festivaller ve izleyici olarak bize düşenler
yazar: dadanist

Doğal kaynakların bir daha yenilenemeyecek şekilde hızla tükendiği şu dönemde distopik bir geleceğe doğru hızla yol alıyoruz. Haliyle artık küresel iklim krizi herkesin en büyük meselesi. (Belki de aslında ”en büyük meselesi olmalı” demek daha doğru olurdu, biliyorsunuz, koskoca devlet başkanlarının bile inkar ettiği bir konu bu.)

Ada ve onun benzersiz doğasıyla iç içe geçen Bozcaada Caz Festivali de bu konudan yola çıkarak festival kapsamında düzenlenen bir panel eşliğinde şu soruyu soruyor: “Sürdürülebilir festival mümkün mü?”

Evet; atıklar, yüksek karbon ayak izi ve aşırı tüketim festival gibi büyük organizasyonların çevreye dair yarattığı en büyük sorunların başında geliyor ama gezegenin artık ciddi alarm vermesiyle birlikte bu konuda da yapıcı ve yenilikçi adımlar atılmaya başlandı. Sürdürülebilir yeşil festivaller de bunun en büyük örneği…

Panelin moderatörü, Adım Adım ve Açık Açık kurucularından Doç. Dr. Itır Erhart’ın da dediği gibi, Türkiye’de ve dünyada düzenlenen bu yeşil festivaller, hiç ulaşılamayan kitlelerle bir araya gelmenin ve çevreye dair mesajları iletmenin de bir yolu. ”Bir yandan aslında yüksek karbon ayak izi olan bu etkinlikler, eğer doğru yönetilebilir ve doğru kurgularsak bu alanlardaki farkındalığı da artırabiliyor” diye de ekliyor Erhart.

Panelin konuşmacıları arasında farklı alanlardan isimler var: Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nden Dilara Koçak, Festtogether’dan Dorukhan Demirbilek, Çöpüne Sahip Çık Vakfı’ndan Emrah Bilge, Temel İhtiyaç Derneği’nden Nil Tibukoğlu ile Bozcaada Caz Festivali’nden Gizem Gezenoğlu. Her bir konuşmacı konuya farklı taraftan dahil olsa da hepsi ortak çözümlerde buluşuyor.

Elbette, organizatörlere ve idari ekiplere bu konu üzerinden çok iş düşüyor ama tabii ki bu sorumluluğu üzerimizden atmamız için yeterli değil. Evet, izleyici olarak kendimizden bahsediyoruz. Elimizdeki çöpü nereye attığımız bile (ki Çöpüne Sahip Çık, slogan gibi bir isim bu açıdan) büyük önem taşıyor. (Bazı büyük festivallerde denk gelmişsinizdir, konserlerin bitmesi ve izleyicinin yavaş yavaş dağılmasıyla birlikte ortaya çıkan o çöp yığınları ne kadar feci bir görüntüdür hakikaten.)

Yani anlayacağınız, tüm tarafların dahil olması gereken ve çok kapsamlı süreçlerden bahsediyoruz.

Festivalin o tatlı atmosferinde sorumluluk yüklenmek insana zor gelebilir ama adı üstünde ”sürdürülebilirlik”, yani bir şeylerin gelecekte de var olmayı sürdürebilmesi (tabii festivallerin de) bugün atılan adımlara bağlı.

(Kamu spotu gibi bitirdik ama yakıştı.)