Advertisement
Sürdürülebilir tasarımda inovasyonun önemi: Reflect Studio markasının kurucularından dinliyoruz
yazar: İris Işık

Sürdürülebilirlik” kelimesini bir etiketten öte bir süreç tasarımı olarak benimsiyor Reflect Studio. Bu sürecin arkasındaki itici güç ise inovasyon. Sürdürülebilirlik adına atılan adımları her seferinde daha da iyi bir noktaya taşımak için kafa yoran Reflect Studio’nun kurucuları, sürdürülebilir üretim sürecinin temel taşlarını anlatıyor.

Sürdürülebilirlik anlayışını esas alan yenilikçi tasarımlara imza atıyorsunuz. Peki bu serüven nasıl başladı?

2016 yılında Reflect adında, sosyal etki odaklı işbirliklerini esas alan bir marka kurarak başladık. Yıllar ilerledikçe gelişen üretim bilgimiz, ürün kataloğumuz, işbirliklerimiz ve tasarım ekibimiz ile bir stüdyoya evrildik. Hazır giyim ve günlük eşyalara odaklanan bir tasarım ve üretim ofisiyiz. Kurumların marka kimliklerini; estetik, işlevsel ve sürdürülebilir ürünlerle güçlendiriyoruz.

Sürdürülebilir bir tasarımın arkasında neler olmalı? Siz hangi değerlere öncelik vererek ilerliyorsunuz? 

Sürdürülebilir tasarımın arkasında inovasyon olmalı. Tekstilde kullanılan belli başlı kalıp ve kumaşlara odaklanmak yerine, sektörler arası yaklaşımlarla daha dayanıklı, sağlam ve sürdürülebilir yöntemlere ve materyallere yer vermek gerekiyor. Günlük işleyişimizde Ar-Ge çatısı altında ticari sınırlamalardan arınmış, yenilikçi tasarımlar ve malzemeleri test ettiğimiz, yaratıcı sınırlarımızı genişleten bir alan yaratıyoruz. 

Tasarımdan üretime, paketlemeden dağıtıma tüm aşamaları sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda gerçekleştiriyorsunuz. Bu süreçler nasıl ilerliyor? Hepsinde incelikli ve düşünülmüş birer faaliyet söz konusu çünkü…

Hem uluslararası markaları referans alıyoruz hem de kendi içimizdeki süreçleri düzenli olarak değerlendiriyoruz. Global markaları takip ediyoruz ve sektöre getirdikleri yenilikleri araştırıyoruz, sonra da bunları nasıl uygulayabileceğimize bakıyoruz. Aynı zamanda tasarım, üretim ve operasyon ekiplerimiz, düzenli olarak kendi alanlarını değerlendiriyor ve süreçlerini nasıl iyileştirebileceklerini belirliyorlar. Bir de üyesi olduğumuz B-Corp sayesinde sürdürülebilirlik alanındaki kriterlerimizi altı ayda bir yeniden ölçüyoruz. Bu da bizi sürekli bir sonraki fazı düşünmeye itiyor.

İş dünyasında başarı kriterlerini yeniden tanımlamayı amaçlayarak finansal ve finansal olmayan, değerlerini sürdürülebilir bir şekilde yöneten ve tüm paydaşları için yarattığı değeri ortaya koyan B-Corp sertifikasına sahip bir markasınız. B-Corp sertifikası nedir? Nasıl bir süreci ve gereklilikleri var? Biraz anlatır mısınız?

B-Corp tarafından onaylanmak, uzun bir dizi değerlendirmenin sonucu olarak gerçekleşiyor ve aslında hiç de kolay bir süreç değil. Üretim süreçlerimiz, çevresel etkimiz, çalışanlarımızın hakları ve menfaatler, şirket yönetimimiz, şeffaflık ve şirketimizin sosyal etkisi gibi farklı değerler bir araya getirilerek tutarlılığımız ve güvenilirliğimiz hakkında bir sonuç sağlanıyor. Değerlendirme sürecindeki kilit noktalardan biri, kâr ve amaç arasında bir denge sağlamamız. B-Corp oluşumu, bir markanın başarısının yalnızca finansal değil, aynı zamanda sosyal ve çevresel değere de bağlı olduğu bir ekonomiyi destekliyor.

Birleşmiş Milletler Üye Devletleri’nin tümü tarafından 2015 yılında kabul edilen 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi, şimdi ve gelecekte insanlar ve gezegen için barış ve refah sağlamak adına ortak bir plan sunuyor. Reflect Studio olarak BM’nin bu politikasıyla uyumlu bir marka olduğunuzu okuduk. Bunu nasıl sağlıyorsunuz? Reflect Studio’nun 5P’si nedir?

Sürdürülebilirlik denklemi, ürünün tasarımından elyafın ve malzemelerin bir araya getirilmesi, kumaş, boyama, baskı ve dikiş, malzemelerin imalata taşınması, nakliye, satış ve ürünün bakımına kadar her süreci kapsıyor. Reflect Studio’nun 5P’si, bu denklemi nasıl değerlendirdiğimiz konusunda bir rehber.

1. Product (Ürün)
2. Planet (Gezegen)
3. People (İnsanlar)
4. Partnerships (Ortaklıklar)
5. Progress (İlerleme)

Üretimin her aşamasında saygılı ve bilinçli bir tutum sergileyerek, topluma ve gezegenimize karşı sorumluluğumuzun farkında olarak, çalışan haklarını gözeten bir şirket yöneterek ve adil şartlarda üretim yaparak tüm P’lere uygun bir şirket olarak iş yapmaya çalışıyoruz. Bu süreçlerin detaylı bilgilerine web sitemizin “sustainability” sayfasından ulaşabilirsiniz.

Tüketim ve üretimin ultra hızlı olduğu yeni dünya sisteminde marka olarak sürdürülebilirliği benimseyen stratejiler geliştirmenin ne gibi zorlukları var sizce? Yolda nelerle karşılaşıyorsunuz?

En büyük problemlerden biri ürün fiyatlaması. Tüketici henüz sertifikalı veya geri dönüştürülmüş materyalin, kimyasal kullanılarak yetiştirilen pamuk veya ham polyesterden üretilen materyalden daha pahalı olduğunun farkında değil. Hammaddelerimizi tedarik ederken doğal veya yenilikçi ürünlerden taviz vermemek adına daha pahalı kumaşlar alıyoruz ve finansal sürdürülebilirliği korumak adına bunu satış fiyatına yansıtıyoruz. Böyle olunca da müşterilerimiz veya takipçilerimizden “ürünler çok pahalı” gibi tepkiler alıyoruz. Bunun sebebini her fırsatta takipçilerimize iletmeye çalışsak da günlük olarak karşımıza çıkan bir zorluk diyebiliriz.

WWF-Türkiye ve Reflect Studio’nun işbirliği olan WWF Market, lisanslı WWF ürünlerinin satıldığı resmi web sitesi. Bu birliktelik nasıl doğdu, süreçten bahseder misiniz?

Biz 2017 yılından bugüne uluslararası STK’lar ile birlikte çalışıyoruz. STK’ların kaynak geliştirme amaçlı yarattıkları ürünlerin çoğunlukla yenilikçi olmayan, trendlere uyum sağlamayan, sıkıcı promosyonel ürün kalıplarından çıkması gerektiğine inanıyoruz. Daha önce UNDP (Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı), TENT, UNICEF gibi kurumlar için ürünler geliştirmiştik ve WWF’in de bu yönde büyük bir potansiyeli olduğunun farkındaydık. WWF-Türkiye ile bir araya gelerek, kurum değerleriyle uyumlu ve sürdürülebilir üretim ilkelerini baz alan WWF Market’i kurduk.

Şu ara sürdürülebilirlik farklı sektörlerden pek çok marka tarafından benimsenmiş durumda. Peki, sürdürülebilirlik sizce Türkiye’de ne kadar anlaşılıyor? Sürdürülebilirliğin asıl olarak ne ifade etmesi gerekiyor? 

Çoğu kişi veya kurum sürdürülebilirliğin bir süreç olduğunun ve bir sistem tasarımı gerektiğinin farkında değil. “Sürdürülebilir ürün” diye bir şey yok mesela. Tedarik süreçleri birçok sektör için o kadar karmaşık ki. Hammaddenin yetiştirilmesinden, lojistiğine; üretimhanedeki çalışan şartlarından, paketlemeye, son kullanıcıya ulaştırılmasından, son kullanıcının o ürünün ömrünü uzatmak için neler yapması gerektiğine kadar her şeyi kapsayan bir süreç. Bu sebeple “sürdürülebilirlik” kelimesini bir etiketten öte bir süreç tasarımı olarak değerlendirmek gerek. Sürdürülebilirlik adına, her aşamada neyi daha iyi yapabileceğimizi, neleri iyileştirebileceğimizi düşünmemiz gerek. Dünya üzerinde olumsuz etkileri olan üretim endüstrinin bir parçası olarak hedefimiz, alışveriş alışkanlıklarımıza daha sürdürülebilir bir alternatif sunmak. Reflect Studio, kurumların kârlarını ve büyüme hedeflerini toplum ve gezegenimiz için olumlu etki yaratmak gibi daha anlamlı bir amaç uğruna kullanması gerektiği fikrine sıkı sıkıya bağlı. Bu yüzden de üretimimize, insanlarımıza ve operasyonlarımıza yatırım yaparken kapsayıcı ve sürdürülebilir bir ekonomideki görevimizi yerine getirmeye çalışıyoruz.

Pek çok marka ve kurumla işbirlikleriniz var. Kurulduğunuzdan bu yana kimlerle güçlerinizi birleştirdiniz? Yakında başka işbirlikleri olacak mı?

Kuruluşumuzdan bu yana birçok uluslararası STK, festival ve müze ile çalıştık. Okullara üniforma yaptık; müzik prodüksiyon şirketleri, sanatçılar ve restoranlarla bir araya geldik. Aynı zamanda farklı markalar için de üretim yaptık. Bu tarz farklı endüstriler ile işbirliği yapmak bizi çok besliyor. Heyecan verici işbirliklerimiz var, devamı da geliyor. Takipte kalın!