Yazar: Gamze Akyol
4 Temmuz 2022
Vizyona girenler, dijital platformlara gelenler: Temmuz ayında izleyeceklerimiz

Bir süreliğine de olsa hiç gelmeyecekmiş gibi hissetsek de yaz mevsimi ve ona dair tüm çiçek kokulu duygular kapımızı çaldı bile. Parkları, bahçeleri, deniz kenarlarını ve tabii ki sinemaları da doldurmanın zamanı geldi. Bir yandan çoktan alıştığımız dijital platformlardan da gözümüzü alamıyoruz tabii… Dördüncü duvarı yıkan, Dakota Johnson’lı yeni Jane Austen uyarlaması Persuasion için şöyle bir heyecanlanıyor ve robotların dostumuz olduğu bir geleceğe ışık tutan After Yang’e uzanıyoruz. Sonrasında Cannes Film Festivali’nin en dikkat çeken yapımlarından olan Drive My Car ve Crimes of the Future’ın MUBİ Türkiye’ye gelişini kutluyor, orta yaş krizleri geçiren bir acayip tanrımız Thor’un yeni maceralarını merakla bekliyoruz. Anlayacağınız yine çok yoğunuz; hangi birini izleyeceğimizi şaşırsak da dadanmaktan hiç vazgeçmiyoruz.

After Yang (1 Temmuz’dan itibaren vizyonda)

Yönetmen koltuğunda Kogonada’nın oturduğu, başrollerini ise Colin Farrell, Jodie Turner-Smith, Justin H. Min’in üstlendiği After Yang, çok da yabancı olmadığımız bir fikri kendi bakış açısıyla taşıyor ekrana. Androidlerin neredeyse bir insan gibi dostumuz olduğu, hayatımıza katıldığı bir dünyada geçen film merkezine bir aileyi alıyor. Ailenin küçük kızı Mika, Yang adındaki android dostlarını bir kardeş gibi benimserken Yang gerçekten de ailenin bir üyesi olarak görülüyor. Günün birinde aniden bozulduğunda ise Yang’in gidişi Mika için epey sarsıcı oluyor. Ailenin babası Jake, onu tamir ettirmek ve geri getirmek için bir çaba içine girerken, hayata ve insan olmaya dair çeşitli sorgulamalara girişiyor. Alexander Weinstein’ın “Saying Goodbye to Yang” adlı kısa öyküsünün uyarlaması olan After Yang, hayatta olmaya dair güçlü bir dramatik serüven sunuyor.

Minions: The Rise of Gru (1 Temmuz’dan itibaren vizyonda)

Hayatımıza 2010 yılında Dispicable Me ile giren Minyonlar’ın her yaş grubunun kalbini çalan maceraları, ikinci spin-off filmi Minions: The Rise of Gru ile devam ediyor. 70’li yılların en büyük kötülerinden biri olarak tarihe geçmek isteyen genç Gru ile yolları kesişen Minyonlar, bir intikam ateşine atılıyorlar. Stuart, Kevin ve Bob’un bir süpermarketten alamadıkları muzları için çözüm arayan ekip, Beyaz Saray’a doğru yola çıkıyorlar. Saraydan eli boş dönen ekip iyice hırs yapıp hükümeti devirmek için bir plan yapmaya karar veriyorlar (muz deyip geçmeyin). Yani anlayacağınız yine oldukça gürültülü ve de epey komik bir minyon filmi bizi bekliyor. Seslendirme ekibinde ise The Office’in cringe patronu, canımız Steve Carell’ın yanı sıra Taraji P. Henson, Michelle Yeoh, Pierre Coffin gibi isimler bulunuyor.

Drive My Car (2 Temmuz’dan itibaren MUBİ Türkiye’de)

Japon sinemasının Oscar’lı yönetmeni Ryûsuke Hamaguchi’nin son filmi Drive My Car dünya prömiyerini gerçekleştirdiği Cannes Film Festivali’nden En İyi Senaryo ödülüyle ayrılmayı başarmıştı hatırlarsanız. Bol alkışla Cannes’dan ayrılan film, sorunlu evliliğini çözemeden eşini kaybeden orta yaşlı bir tiyatro oyuncusu ve yönetmeni olan Yûsuke’nin çıktığı bir yolculuğun hikayesini anlatıyor. Bir festivale, Çehov’un “Vanya Dayı” oyununu yönetmek amacıyla çağrılıyor Yûsuke ve araba kullanamadığı için kendisine eşlik eden 20 yaşındaki genç bir şoförle beraber yollara düşüyor. Koca bir yas sürecini, yalnızlık ve endişeyle karışık bir dolu hisleri bu yolculuğa sığdırmayı başaran Drive My Car, Haruki Murakami’nin bir hikayesinden sinemaya uyarlanıyor. Hamaguchi’nin dingin ve eşsiz anlatımıyla bezeli film yaklaşık üç saat sürüyor ve 2 Temmuz’dan itibaren MUBİ Türkiye seçkisinde.

Thor: Love and Thunder (Vizyon tarihi: 8 Temmuz)

Taika Waititi ve Marvel ortaklığının devam ettiği bir başka Thor filmi de bu Temmuz’da vizyona girecek. Thor en son, Asgard’ı Valkyrie’ye emanet edip Guardians of Galaxy ekibiyle beraber uzay boşluğuna doğru yol almıştı hatırlarsanız. Love and Thunder ise işte buradan sonra yani Avengers: Endgame sonrası (ve öncesi) boşluğa düşen ve kim olduğunu çözmeye çalışan bir Thor’u merkezine alıyor. Her ne kadar renkli bir kişiliği olsa da sık sık bu tür çıkmazları yaşayan ve gerek kayıplarıyla gerekse durduramadığı kötülüklerle kendini yiyip bitiren Tanrı’mızın karşısına ise bu defa tüm Tanrıları öldürmeye yemin etmiş olan Gorr the God Butcher çıkıyor. Bir noktada Jane Foster da hikayeye dahil oluyor ve yıllardır MCU evreninde konuşulan Mighty Thor fikri de böylelikle hayata geçiyor. Ayrıca bir türlü izleme fırsatı bulamadığımız Valkyrie karakterini de daha yakından tanıma şansımızın olacağı Thor: Love and Thunder filmi 8 Temmuz’da vizyondaki yerini alıyor.

Black Bird (8 Temmuz, Apple TV+)

James Keene’nin yazdığı otobiyografik romanlarından esinlenerek TV’ye uyarlanan Black Bird, 8 Temmuz’da yayınlanmaya başlayacak bir suç/gerilim dizisi. Saygın bir yerel polisin oğlu olan Keene, işlediği bir suç yüzünden 10 yıllık hapis cezasıyla karşı karşıya kalıyor. Ardından FBI ile bir anlaşma yaparak hapis süresini azaltmayı amaçlıyor. Yalnız Keene’nin bu anlaşma gereği azılı bir seri katil olan Larry Hall ile arkadaş olması ve onu konuşturması gerekiyor. Başrollerinde Taron Egerton, Paul Walter-Hauser, Greg Kinnear gibi isimlerin yer aldığı dizinin toplam sekiz bölüm süreceği biliniyor.

Boo, Bitch (8 Temmuz, Netflix)

Tim Schauer, Kuba Soltysiak, Erin Ehrlich, Lauren Iungerich ekibinin yaratıcısı olduğu Boo, Bitch dizisinin başrollerinde Lana Condor, Zoe Colletti, Mason Versaw yer alıyor. Komedi türündeki bu dizinin konusu hakkında Netflix’in sayfasında şöyle yazıyor: “Lise son sınıftaki iki yakın dost, fark edilmek için son bir hamle yapar. Ancak içlerinden biri hayalet olunca hâlâ imkanı varken hayatı en iyi şekilde yaşamaya çalışır.” Muhtemelen sizin de kafanızı karıştıran bu özeti okuyunca Olivia Wilde’ın ilk yönetmenlik deneyimi olan Booksmart’ın fantastik bir versiyonunu anımsadık biz de… Onun için bir mini dizi olarak planlanan Boo, Bitch Temmuz listemizdeki yerini aldı.

Persuasion (15 Temmuz, Netflix)

Efsanelerin efsanesi Jane Austen’ın eserleri hâlâ büyük bir coşkuyla sinemaya ve televizyona uyarlanmaya devam ediyor. Ailesi tarafından, ilk aşkı Kaptan Frederick Wentworth’tan vazgeçmeye zorlanan Anne Elliot başrolde yer alıyor bu defa. Elliot zor da olsa aşkından vazgeçiyor geçmesine ama kader bu ya, Wentworth yıllar sonra yeniden çıkıyor Elliot’un karşısına. Hem de tam da hayatının bir başka aşkı olabilecek potansiyel bir eş adayıyla aynı zamanlarda. Alışıldık dönem yapımlarının aksine Elliot’un sık sık dördüncü duvarı yıktığı bu film modern bir Austen uyarlaması olarak çıkıyor karşımıza. Hatta bu nedenle tutkulu Austen hayranlarından biraz tepki bile toplamış Persuasion’un ilk fragmanı. Filmin yaratıcısı Carrie Cracknell ise bu konu hakkında şöyle diyor Vogue’a; “Bence Persuasion’un mizahı kesinlikle Jane Austen’in yazılarına hitap ediyor ama aynı zamanda bir tür moderniteye sahip. Bu şekilde malzemenin yeni veya daha genç bir kitleyle bağlantı kurmasına gerçekten yardımcı olacağını umduk” Ve başrollerini Dakota Johnson, Cosmo Jarvis ve Henry Golding’in üstlendiği Persuasion 15 Temmuz’da Netflix’deki yerini almaya hazırlanıyor.

The Gray Man (22 Temmuz, Netflix)

Soluksuz bir kovalamaca vadeden yapımlardan biri olan The Gray Man’in başrollerinde Ryan Gosling, Chris Evans ve Ana de Armas bulunuyor. Konusu ise şöyle; eski bir CIA ajanı olan Court Gentry, şimdilerde gizemli Sierra programının bir parçasıdır. Gentry’nin görevi ise birileri yasal olarak “ortadan kaldıramadığında” devreye girmektir, yeni lakabı da Sierra Six’dir. Sonrasında ise bir noktada Sierra Six’in de ortadan kaldırılması gerekir ve bu noktada yine eski bir CIA ajanı olan Lloyd Hansen devreye girer. Sonrasında ise tam Prag sokaklarından trenlerin üzerine uzanan bol gürültülü bir aksiyon bizi bekler. Netflix’in şu ana kadar ki en pahalı filmi olan The Gray Man’in yönetmen koltuğunda oturan Russo kardeşler filmlerinin temalarını ise “aşırı güç kullanmak ve şiddeti haklı çıkarmak için otoritenin güdülerine şüpheyle yaklaşma” olarak tanımlıyorlar. Yılın en heyecanlı yapımlarından biri olarak öne çıkan bu Netflix filmi 22 Temmuz’da yayında olacak.

Paper Girls (19 Temmuz, Amazon Prime)

Brian K. Vaughan tarafından yazılan ve Cliff Chiang tarafından çizilen çizgi roman serisi Paper Girls, Amazon Prime çaıtısı altında ekranlara uyarlanıyor. Ohio’nun kurgusal bir banliyösünde geçen dizi merkezine gazete dağıtıcılığı yapan 12 yaşındaki dört genç kızı alıyor. Erin, MacKenzie, KJ ve Tiffany Cadılar Bayramı’ndan sonraki sabah gazeteleri dağıtmak için yollara düşmüşken bir grup genç tarafından saldırıya uğruyorlar. Ve bu kovalamaca sırasında bir zaman makinesi keşfedip kendilerini bir anda gelecekte buluyorlar. Bu gelecekte savaşan iki grup arasında kalan kızlar, Tiffany’nin gelecekteki versiyonuna ulaşıp bu işin içinden çıkmaya çalışıyorlar. 2019’da yılında yayınlanan 30. sayısıyla sona eren Paper Girls serisi 19 Temmuz’da, Amazon Prime’da yayınlanmaya başlayacak.

Virgin River 4. sezon (20 Temmuz, Netflix)

Sakin ve huzurlu bir hayat için küçük bir Kaliforniya kasabasına taşınan hemşire Melinda Monroe’nun hikayesinin anlatıldığı Virgin River, dördüncü sezonuyla kaldığı yerden devam ediyor. Melinda, her ne kadar sessiz sakin bir hastane tecrübesi arayışıyla bu kasabaya gelse de kasaba hayatının ve tabii ki insan ilişkilerinin göründüğünden karmaşık olduğunu keşfediyor. Virgin River, dingin, rahatlatıcı ve de “güvenli” anlatımıyla seyircilerine sıcak kahveyle kurabiye ikram edip üzerlerine battaniye çekiyor diyebiliriz. Eğer bir diziden tam olarak böylesine hisler bekliyor, basit ve sıradan bir dizi izlemeye özlem duyuyorsanız Robyn Carr’ın kitap serisinden uyarlanan Virgin River sizi kapıda karşılıyor.

Pretty Little Liars: Original Sin (28 Temmuz, HBO Max)

Riverdale’in yaratıcısı Roberto Aguirre-Sacasa ile Chilling Adventures of Sabrina’nın yaratıcısı Lindsay Calhoon Bring, yeni bir Pretty Liitle Liars yapımı için güçlerini birleştiriyor. Yedi sene süren bu popüler gençlik dizisinin bir spin-off’u olan Original Sin günümüzün Milwood’unda geçiyor. Başına birçok trajik ve yıpratıcı olay gelen bu kasabada yaşayan bir grup genç kız, kendilerinin yanı sıra geçmişte ebeveynleri tarafından işlenen günahlar için onları cezalandırmaya çalışan kimliği belirsiz bir saldırgan tarafından işkence görüyor. HBO Max’in orijinal içerik sorumlusu olan Sarah Aubrey’nin hakkındaki hislerini “Roberto ve Lindsay, ‘Pretty Little Liars’ evrenini daha fazla cinayet, gizem ve skandalla genişletiyorlar ve biz çok heyecanlıyız” şeklinde açıkladığı dizinin yayın tarihi ise 28 Temmuz.

Harley Quinn 3. Sezon (28 Temmuz, HBO Max)

Aynı isimli DC çizgi romanından uyarlanan ve DC’nin en sevilen karakterlerinden biri olan Harley Quinn’in animasyon dizisi ilk olarak 2017 yılında yayınlanmaya başlamıştı. Beğenilen ilk iki sezonun ardından bir süre üçüncü sezonu muallakta kalan dizinin devamının gelmesi biraz uzun sürse de sonunda kendisi ufukta göründü. Paul Dini ve Bruce Timm tarafından yaratılan bu Harley Quinn animasyonu Quinn’in Joker’den ayrılıp kendi ayakları üzerinde durma ve tabii bu sırada da ortalığı birbirine katma hikayesini ekrana taşıyor. Joker’den sonra kendini de bir “kötü” olarak kanıtlayan Quinn zor olsa da Poison Ivy, Clayface, Doctor Pyscho gibi isimlerle beraber kendi ekibini kuruyor ve Gotham’ın kraliçesi olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Lady Gaga’nın yeni Harley Quinn olacağı söylentilerini bir yana bırakın ve bu keyifli, yetişkin animasyon dizisindeki Harley’nin kollarına kendinizi bırakın deriz biz. Yine de çok güvenmeyin tabii bu nevrotik kraliçeye…

Surface (29 Temmuz, Apple TV+)

Bir intihar girişimi sonucu edindiği kafa travması nedeniyle hafızasını kaybeden Sofia’nın anılarını hatırlama sürecine odaklanıyor Surface. Psikolojik gerilim türündeki bu dizi toplam sekiz bölümden oluşacak ve ilk üç bölümü 29 Temmuz’da yayınlanacak. Gugu Mbatha-Raw’ın hayat verdiği Sofia’nın geçmişini aydınlatmaya çalışırken yaşadığı kafa karışıklıklarını, aldığı cevaplarla eşleşmeyen doğruları keşfetme sürecini ekrana taşıyacak olan dizinin yaratıcısı ise Veronica West. Ayrıca Apple TV+’ın resmi sayfasında “kim olduğumuza önceden programlanıp programlanmadığımızı veya kendi kimliğimizi seçip seçmediğimizi ele alan bir kendini keşfetme hikayesi” olarak da tanımlanıyor Surface.

Crimes of the Future (29 Temmuz, MUBİ Türkiye)

İlk seyircileriyle 75. Cannes Film Festivali’nde buluşan bir başka yapımı daha MUBİ Türkiye seçkisinde izleyeceğiz Temmuz ayında. Body horror türünün gediklilerinden David Cronenberg’in yine zihnimizi allak bullak etmeye hazırlandığı Crimes of the Future filminin özeti şöyle yer alıyor MUBİ Türkiye’de: “Ünlü bir performans sanatçısının bedeninde alışılmadık yeni organlar belirmeye başlar. Hızlandırılmış evrim sendromu olarak adlandırılan bir hastalıktan mustarip olan adam, bu yeni organlarını ortadan kaldırmayı canlı bir gösteriye dönüştürür.” Farklı bir biyolojik evrime kapı aralayan insanların başına gelenleri izleyeceğimiz filmin başrollerinde ise Cronenberg’in vazgeçilmezi Viggo Mortensen’ın yanı sıra artık zihnimizde neredeyse Cannes’la bağdaşan Léa Seydoux ve geçtiğimiz sene Spencer ile adından sıkça söz ettiren Kristen Stewart yer alıyor.

 

editörün seçtikleri