Yazar: dadanist
26 Mayıs 2020
The Good Place bize ölümlülüğümüz hakkında ne söylüyor?

The Good Place dördüncü sezonuyla birlikte finalini yaptı ama bizi bir ömür boyu sürecek türlü sorgulamaların da içinde bıraktı. Kafamızda bu dünyaya ve sonrasına dair türlü türlü sorular, işin içinden çıkmaya çalışıyoruz. Tabii ki ummadığımız yerlere doğru savrulan o garip duygular eşliğinde.

Yazı: Buluştuğumuz İyi Oldu adına, Zeynep Naz İnansal

Evde bol bol zamanım varken biraz kafam dağılsın diye başladığım The Good Place’in beni hayatı ve ölümü sorgulamaya itmesini beklemiyordum açıkçası. Dizi bittiğinde kanepede oturmuş, hüngür hüngür ağlarken bir yandan da içimde garip bir huzur hissi vardı. Belki de gerçek bir tamamlanmanın verdiği bir kapanış hissiydi bu. The Office ve Parks and Recreation gibi şahane komedilerin yaratıcısı Michael Schur’un elinden çıkan The Good Place, ölümden sonrası üzerine birden çok ihtimali sorgulayan felsefi bir komedi. Ölümün bu denli günlük hayatın içine karıştığı bir dönemden geçerken, ölümlülük ve sonluluk üzerine farklı tip bakış açılarını sorgulayan dizi, benim için oldukça ilham verici oldu diyebilirim.

Cehennemde tıkılı kalmış bir filozof

Schur için The Good Place’in çıkış noktası ölmüş birinin kendiyle nasıl ahlaki hesaplaşmalara gireceği sorusu olmuş ve ölümle ilgili okumalar yapmaya başlamış. Bu okumalar sırasında karşısına çıkan Clemson Üniversitesi profesörü Todd May’in kitabı Death’ten çok etkilenmiş. Bunun üzerine bir Skype randevusunda buluşan ikili, saatlerce Schur’un May’e sorduğu felsefe ve etik sorusu: ”Cehennemde tıkılı kalmış bir filozof, yalnızca bir zebani gibi davranırsa oradan kurtulabilecektir, ne yapar?” üzerinden felsefe konuşmuşlar. Günün sonunda May, The Good Place’in felsefi danışmanı olarak çalışmaya başlamış ve ikili bu tip tüm sorularını karakterlerin farklı yolculuklarıyla düşünmeye karar vermişler.

the good place netflix

Dizinin ana karakteri, Kristen Bell’in hayat verdiği Eleanor Shellstrop bahsettiğimiz felsefi sorudaki gibi kendini bir cennet versiyonunda, ahlaki bir ikilemde buluyor. Korkunç bir insan olduğundan, tek bir iyilik bile yapmadığından ve buraya yanlışlıkla gönderildiğinden emin olan karakterimiz burada kendisi olmaya devam ederse yakalanacağından ve cehenneme gönderileceğinden korktuğu için çevresindekilerden yardım istemeye karar veriyor. Yol arkadaşları da etik profesörü Chidi, Budist bir rahip olduğu sanılan ama aslında hırsızlık yaparken ölmüş Floridalı Jason ve yardımsever ama kibirli Tahani oluyor. Bu dörtlü bir şekilde birbirlerine yardım etmeye ve bu durumu hasarsız atlatmaya çalışırken ayrılmaz bir grup oluyorlar.

the good place tv show

Buradan sonrası için bir spoiler uyarısı yapsak iyi olacak, zira dizinin sezon finalleri üzerinden bir incelemeye geçiyoruz.

The Good Place’in en heyecan verici şaşırtmacalarından biri Eleanor’un bu upuzun ve çetrefilli sürecin asla cennet olamayacağını anlamasıyla gerçekleşiyor, ve ortaya çıkıyor ki aslında kendileri için tasarlanmış bir cehennem versiyonundalar, yani kötü yerde. Hepsinin karakterine uygun bir işkence versiyonu tasarlanmış ve aslında birbirlerine işkence etmekle görevlendirilmişler. Dizi uzun bir süre bu fikirle ve versiyonlarıyla oynasa da, son sezonda dört karakterimiz de insanların cennete gidebilecekleri adil bir sistem kurarak gerçek cennete, yani iyi yere gitmeye hak kazanıyorlar.

Pek de beklendiği gibi değil

Karakterlerimizin yolculuklarının tamamlandığını düşünsek de iyi yer bekledikleri gibi çıkmıyor. Yüzyıllardır her istediğini elde etmiş olan iyi yer sakinleri çok sıkılmış durumdalar, hatta mutluluk zombilerine dönüşmüş haldeler. Onların bu hali üzerine yardım etmek isteyen Eleanor bir aydınlanma daha yaşıyor ve tatilin sonu olduğu için güzel olduğunu, yani aslında bu insanların belki de bir çeşit finale yani gerçekten ölmeye ihtiyaç duyuyor olabileceklerini söylüyor. Öyle ya, mükemmellik sonsuza dek sürdüğünde sıkıcılaşır. Yani yıldız tozundan yapılmış bir milkshake ancak birkaç kere içildiğinde keyiflidir, sonsuza dek değil. Böylece iyi yerde insanların kendilerini tamamen hazır hissettiklerinde geçebilecekleri bir kapı yaratılıyor. Bu kapıdan geçtiklerinde gerçek anlamıyla yok olacaklarının garantisi veriliyor. Tam olarak nasıl bir süreç olduğu bilinmese de, huzurlu olacağı kesin.

the good place tv

Dizinin yaratıcısı Schur, bu cennet versiyonuna bir ölüm opsiyonu eklemekle ilgili hiçbir tereddüte düşmediklerinden bahsediyor. Aksine ilk andan itibaren, sonsuz hayatın kötü bir fikir olduğunda tüm senaristlerle birlikte hemfikirlermiş. Birçok farklı din ve inanış üzerine okuma yapan Schur, tüm okuduğu cennet tasvirlerinde onu ikna etmeyen bir şeyler bulmayı başarmış ve her bir sonsuzluk tasvirinin kötü olduğunu ve herhangi bir şeyin sonsuza dek sürdüğünde anlamını yitirdiğine kanaat getirmiş. May’in kitabı da ölümsüzlüğün getirdiği tatminsizlik üzerine fikirleriyle diziye ilham vermiş. Schur ve May, ölümlülüğün hayatımıza bir çerçeve çizdiğini ve ahlak anlayışımızın da bu çerçevede bize nasıl yol gösterdiğini konuşmuşlar. Belki de aslında dizinin de bize söylemeye çalıştığı şey, ölümden sonrasıyla ilgili net bir cevap olmadığı. Aslında önemli olanın umut ve umut sayesinde yapabileceklerimiz yani değişme potansiyelimiz olduğu.

The Good Place - Season 4

THE GOOD PLACE — “Patty” Episode 412 — Pictured: (l-r) Kristen Bell as Eleanor, Manny Jacinto as Jason, William Jackson Harper as Chidi, Ted Danson as Michael, D’Arcy Carden as Janet, Jameela Jamil as Tahani — (Photo by: Colleen Hayes/NBC)

Yeni bir şans

Böylece dört ana karakterimizin sırayla cennetin keyfini çıkarmasını ve hayatta gerçekleştirmek istediklerini gerçekleştirmelerini bir bir izliyoruz. Tabii, hepsinin yavaş yavaş o kapıdan geçme zamanları geliyor ve gerçek anlamda tamamlanmış hissettiklerinde onlarla vedalaşıyoruz. Burada da aslında hiçbir zaman gerçek anlamıyla tamamlanmayacağımızı kabul etmenin de bir nevi tamamlanma olduğunu eklemek gerekiyor. Eleanor ve Chidi son kez beraber oturup gün batımını izlerlerken aslında ilk tanıştıkları andan itibaren aradıkları şeyin zaman olduğunu konuşuyorlar. Yani iyi yerin, ya da cennetin aslında bir mekan değil, sevdiklerinle yeterli zamanı bulabilmek olduğunu fark ediyorlar. Dörtlümüzün içinden geriye en son Eleanor kalıyor. Çünkü onlara işkence eden sahte iyi yerin yaratıcısı, ama sonradan iyi birine dönüşüp onların tarafına geçen tanrı Michael’a gerçek bir iyilik yapamadan tamamlanmış hissetmiyor.

the good place 4

Tabii cevap burada da çok açık aslında. Michael insan olmayı ve ölümlülükle kendi düzeninde yüzleşmeyi seçiyor. Bu şekilde dizi ölümlülüğü bir zorunluluk olmaktan çıkarıp bir seçim haline getiriyor. Artık ölüm kaçınılmaz bir sondan çok, bir karar ve belki de merakla beklenebilecek bir hedefe dönüşüyor. Aynı Eleanor’un dediği gibi: her insan hep biraz hüzünlüdür, çünkü eninde sonunda öleceğini bilir, ama hayatı anlamlı kılan da budur. Yani belki de bizi önemli kılan geçiciliğimiz, zamanı değerli kılan da sınırlılığı.

Beklenmedik hislere boğan bir final

Bu tip bir huzurlu ama hüzünlü kapanış hissini bana en son Six Feet Under finali yaşatmıştı. İki dizinin de odağında ölüm ve onunla başa çıkma şekillerimiz yatıyor ve iki dizinin de finalinde her karakterin nasıl öldüğünü görüyoruz. Yani çözümlenmiş bir finalin belki de en uç versiyonunu yaşıyoruz. Bir şekilde iki dizi de bize karakterlerle ilgili olduğu kadar dizinin kendisiyle ilgili de gerçek bir kapanış ve tamamlanma sunuyor. Diziler bu sonluluk sayesinde geri dönemeyeceğimizi, diziyi ve karakterleri orada bırakmamızı öğütlüyor belki de.

the good place season4

Antik Yunan mitolojisinde yeraltına, yani Hades’e inen kahramanlar aslen ölümle ilgili sorunun cevabını almak isterler. Ancak girişte geçtikleri Lethe nehri onlara sorularını unutturur ve bir şekilde cevabı almayı başarırlarsa da dönüşte aynı nehirden geçmek zorunda kalıp cevabı da unuturlar. Yani ölümlülüğün sırrı bizim dünyamıza çıkarılabilecek bir bilgi değildir. Belki de ancak özümsenebilecek, sindirilebilecek bir deneyimdir. Bunu da dış dünyaya aktarmak imkansızdır. Aynı bunun gibi The Good Place’i de yalnızca birkaç kelimeyle anlatmak ona hak ettiği değeri vermiyor diyebiliriz. İyisi mi henüz izlemediyseniz bu güzel yolculuğa bir giriş olarak görün bu yazıyı.

 

The Good Place

editörün seçtikleri