Yapay zeka Kurt Cobain’in yerini alabilir mi: Yeni bir Nirvana şarkısı eşliğinde düşünüyoruz
yazar: Nazlı Senem Dalgıç

Kolektif bilincimize işleyen 27 yaş dönümü. Janis Joplin, Jimi Hendrix, Kurt Cobain ve daha nicelerini alıp götüren kritik eşik… Bir şeylere uyanan ya da anlamlandıramayanların dönüm noktası aslında. 2017 yılından bu yana, 2 bin kişiden fazla, müzik endüstrisi emekçisine destek veren Over The Bridge, Lost Tapes of the 27 Club isimli bir proje de tam da bu süreçte çeşitli sıkıntılar yaşayan müzisyenlere yardımcı olmayı hedefliyor. Proje kapsamında da etkileyici bir işe imza atıldı geçenlerde. Aslında benzerlerini görmüştük daha önceleri. Fakat, projenin amacı onu daha farklı kılıyor bir kere. Projeyle birlikte Kurt Cobain eğer hâlâ aramızda olsaydı acaba ne gibi şarkılar yapardı sorusunun cevabı aranıyor ve tabii ki yapay zekanın desteği alınıyor.

Dadanma halinin doğası gereği, her yeni habere karşı duyduğum heyecana karmaşık duygular da eşlik etti bu sefer. Fark ettim ki 27 yaşıma aylar kala, doğduğum yıl olan 1994’te Kurt Cobain de aramızdan ayrılmıştı… (5 Nisan’da, tam da yazının yazıldığı şu gündeki gibi…) O zamandan beri de bizzat ben kendim dahil, tüm Nirvana hayranları, yaşasaydı yapacağı müzik hakkında büyük bir merakla, türlü çeşit hipotezler geliştirdik. Yani en azından düşledik, siz anladınız. Benzeri duygu fırtınalarımıza, kafa karışıklığı üzerine kaydettiği parçaları eşlik etti sonuçta. Nihayetinde de tekrar ve tekrar dinlemek görevimiz sayılırdı.

Henüz sadece 27 yaşındayken hayatını kaybeden müzisyenler, yıllardır pek çok kişi tarafından ‘27’ler kulübü’ gibilerinden romantik ya da dramatik tanımlamalarla ifade ediliyor olsa da dediğimiz gibi bu projenin esas amacı benzeri trajedilerin engellenebileceğini hatırlatıyor olması. Evet, kaybettiğimiz birbirinden değerli müzisyenlerin yeni albüm ya da şarkılarını dinlemek artık pek mümkün değil. Yine de tabii ki onların yerini tutmasa da nasıl bir şarkı yazardı sorusunun cevabını Google’ın yapay zeka programı Magenta yanıtladı geçenlerde.

Yapay zekanın taraması için özellikle grubun en parlak döneminden şarkılar seçilip kaynak olarak kullanılmış. Mesela; Come As You Are ya da You Kow You’re Right gibi şarkılar en küçük detayına kadar Magenta tarafından incelendikten sonra Drowned in the Sun isimli şarkı ortaya çıkmış. Hatta Nirvana’nın Tribute grubunun solisti Eric Hogan’ın vokalleri dışında her şey resmen yapay zekanın işi. Şarkının sözlerindeki Cobain esintileri ise oldukça dikkat çekici. Hakkını vermek lazım.

Zaten şimdiye kadar pek çok kere şarkı besteleme, şiir yazma ya da benzer şekilde, ünlü ressamların yeni nesil tablolarını yaratma süreçlerine tanık olduk yapay zekaların. ‘İnsan gibi’ düşünebilme ve üretebilme noktasında epey önemli kabul ediliyor bu tarz çalışmalar. Bu projenin farkı ise nostaljisi ve önemsediği meseleler. Over the Bridge, özellikle psikolojik sorunlar ile mücadele eden müzisyenler için hizmet veren Toronto merkezli bir girişim. Lost Tapes of the 27 Club ise bu girişimin bir projesi aslında. Konuya dikkat çekerek ‘aramızda olup bu şarkıları yapmış olabilirlerdi’ mesajını vermek istiyor. Böylelikle mental hastalıkların tedavisi ve önlenebilirliği konusunda da dikkat çekmeye çalışıyorlar.

Ayrıca, Jimi Hendrix, Jim Morrison ve Amy Winehouse gibi genç yaşta aramızdan ayrılan sanatçıların da yaklaşık 30 kadar şarkısı analiz ediliyor, parçaların vokal melodileri, akor değişiklikleri, gitar riff’leri, soloları, davul kalıpları ve şarkı sözleri ayrıntılı olarak inceleniyor bu proje kapsamında.

“Man, I Know” / Amy Winehouse

Over the Bridge’in yönetim kurulu üyesi ve aynı zamanda reklam ajansı Rethink’te kreatif direktör olarak çalışan Sean O’Connor da konuya dair “Her nasılsa müzik endüstrisinde depresyon normalleştiriliyor ve romantikleştiriliyor…” açıklamasını yapıyor.

Proje için de Magenta yazılımının, sanatçıların şarkılarını MIDI dosyaları olarak analiz ettiğini belirtiyor. Yani en temelde bir ritmi ve şarkıyı yeniden oluşturmak için sentezleme yapılıp bir nevi dijital bir koda dönüştürüyorlar. Bu çalışmalar sırasında çok fazla deneme yanılma olduğunu da vurguluyorlar diğer yandan.

“The Roads Are Alive” / Doors

 

O’Connor; “Ne kadar çok MIDI dosyası girerseniz, o kadar iyi. Bu yüzden, sanatçılarımızın her birinden 20 ila 30 şarkıyı MIDI dosyaları olarak aldık ve bunları solo, vokal melodi veya ritim gitarı gibi bölümlere ayırdık. Tüm şarkıları yayınlarsanız, programın gerçekten kafası karışmaya başlar. Hatta bir sürü riff çıktınız olursa, yüzde 90’ı gerçekten dinlenilemez olabilir. Böylece uygun olan ilginç ve küçük anları bulmaya başlıyorsunuz” diyerek de sürecin bir özetini geçiyor.

Nirvana’nın Tribute grubunun solisti Eric Hogan da projenin kulağa hem inanılmaz hem de epey havalı geldiğini düşünmüş. Hatta “Konuştuktan sonra bile hâlâ bunun gerçek bir şey olduğuna inanamadım” diyor. Müziği ilk duyduğunda da şaşkına dönmüş zaten.

“Bunu nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum” gibi düşünceler de geçmiş aklından. “Cobain’in ne yapacağını varsaymaya çalışırken kendimi garip hissettim. Bana biraz yol haritası vermeleri gerekiyordu ve oradan sonra her şey yolunda gitti” da diyor zaten.

Bu arada, O’Connor ve ekibi projeyi geliştirmeye yaklaşık bir yıl, kayıtları bitirmek için de altı ay gibi bir süre ayırmışlar.

“You’re Gonna Kill Me” / Jimi Hendrix

Pek tabii projeye “Ah, bu gerçek müziğin ölümü!” gibi bakacak pek çok kişi de olabilir diyorlar. Bu tarz konuları epeydir de konuşuyoruz aslında. Olayların nasıl evirileceğini ve müzik camiasının bu durumdan nasıl etkileneceğini elbet zaman gösterecek. Yine de bize soracak olursanız, kaybettiğimiz tüm o sanatçıları özel kılan, kelimelerin ya da melodilerin ötesinden bizimle iletişim kurabiliyor olmalarıydı. Bu yüzden herhangi bir yapay zekanın, über gelişmiş olsa da yerlerini alabilmesi pek mümkün değil.