Yazar: Zeynep Naz Inansal
6 Ekim 2021
İlkokul arkadaşlarımızı bulmanın iyi sonuçlar doğurmayacağı belliydi: Facebook Inc.’in önlenemez yükselişi

Hepimizin bizzat deneyimlediği üzere WhatsApp ve Instagram’ın da içinde bulunduğu Facebook hizmetlerinde pazartesi günü dünya çapında yaklaşık yedi saatlik bir kesinti yaşandı. Hem de tam da Türkiye semalarında havanın karardığı, elimizde telefon bir taraftan Instagram’da story kovalamaya diğer taraftan da ekranda dönen diziye, filme konstantre olmaya çalıştığımız o kritik saatlerde! İnternetinin bozuk olduğunu sananların paniği yerini uygulamaların yasaklanıp yasaklanmadığına dair bir endişeye bırakırken sorunun dünya çapında olduğunu anlayanlar da çok daha büyük işler dönüp dönmediğiyle ilgili komplo teorileri üretmeye başladılar. Twitter’da ve başka platformlarda ciddi bir yoğunluk yaşanırken, platformların hep kapalı kalmasını isteyenler ile bu durumdan panik yaşayanlar da tartışmaya girdi. Tabii bu teknolojik sorunu Merkür retrosuna bağlayanlar da vardı. Durum ne olursa olsun bu birkaç saatlik kesinti, tüm iletişim kanallarının tek bir şirketin elinde toplanmış olmasının ne denli sonuçlar doğurabileceğine dair bir fikir verdi bize. 

Kolaj: Melis Gökçen

Çoğumuzun The Social Network filminden öğrendiği üzere Facebook, öğrencilerin birbirini puanlaması için ortaya çıkan ve yalnızca bir üniversite bünyesinde başlayan bir uygulama. Daha sonra farklı okullara ve dünyaya yayılan Facebook, herkesin adı ve soyadıyla yer aldığı bu denli yaygın ilk sosyal medya platformu oluyor. Rakipleri ve alternatifleri çıktığında sonunun geleceğini sandığımız şirket, vahşice Snapchat ve TikTok gibi rakiplerini kopyalamaktan çekinmiyor ve savaşacak gücü kalmadığında da rakiplerini satın almayı tercih ediyor. Şimdilerde hem Instagram hem de WhatsApp’a sahip olan Facebook Inc, Amerika’da da haksız tekelleşmeyle ilgili bir davayla karşı karşıya. Facebook’un haksız büyümesinin ve tekelleşmesinin önüne geçmek isteyen Amerikan hükümeti, şirketi incelemeye aldı. Tabii eski çalışanlarının da şirket hakkındaki itirafları bu duruma yardımcı olmadı diyebiliriz. Peki ne oldu da bizi ilkokul arkadaşlarımızla buluşturma vaadiyle yola çıkan bir uygulama, dünyanın kaderini belirler hale geldi? Facebook Inc’e, Mark Zuckerberg’e ve teknoloji devlerinin sorunlarına dadanıyoruz. (Tadımız kaçtı.)

We Don'T Crash Ever Jesse Eisenberg GIF by Vulture.com - Find & Share on GIPHY

2004 yılında TheFacebook adıyla Harvard Üniversitesi kampüsünde kurulan şirket, birkaç yıl içinde hızla büyüyor. 2012’de Instagram’ı, 2014’te WhatsApp’ı satın alan Facebook Inc, geleceğe de yatırım yapmak için aynı yıl Oculus VR’ı da bünyesine katıyor. Her türlü rakibini alt etmeye kendini adayan şirket, Snapchat’in rekabetini yok etmek için tıpatıp kopyaladığı hikayeler özelliğini uygulamasına katıyor (tabii önce Snapchat’i satın almaya çalıştı ama başarılı olamayınca bu yola girişti) ve elbette IGTV ile de bir video platformu olmak için ilk adımlarını atıyor. Snapchat’i bir nevi yok etmeyi başaran Facebook, bu kez de en büyük rakibi olan TikTok’la mücadele için yine fazlaca esinlendiği Reels’ı kullanıcılarına sunuyor. Birçok influencer ve kullanıcı için aynı zamanda bir reklam platformuna dönüşen Instagram uygulamasına alışveriş özelliği de geliyor ve dönüşüm tamamlanıyor. Rekabet etmektense satın almanın daha kolay olduğunu söyleyen Mark Zuckerberg, yalnızca TikTok’la rekabet etmek için içerik üreticilerine bu yılın sonuna kadar toplam 1 milyar dolarlık bir bütçe ayırıyor. Facebook’un sahip olduğu uygulamalarda içerik üretilmesi için ayrılan bu bütçe, TikTok’un ayırabildiği bütçenin beş katı. 

Instagram GIF - Find & Share on GIPHY

Başlarda oldukça zararsız görünen bu arkadaşlık uygulamasının sandığımız kadar masum olmadığı 2018 yılında Cambridge Analytica skandalıyla ortaya çıkıyor. Aslen tüketicilerin ve seçmenlerin davranışlarını değiştirmek isteyen şirketlere ve politikacılara veri analizi hizmeti sunan Cambridge Analytica şirketi, Facebook’un 50 milyon kullanıcısının verisini topluyor. Usulsüzce kullanılan bu veriler, yalan haberlerle ve Facebook’un önerileriyle yönlendirmesiyle kullanıcıların davranışlarını etkiliyor. Şirketin ABD’de Trump’ın kazandığı seçimleri ve Brexit oylamasını da bu şekilde etkilemiş olabileceği iddia ediliyor. Amerikalıların üçte biri haber kaynağı olarak Facebook’u kullanırken inanması güç değil. Yani Facebook artık toplumun algısını yönettiği gibi, toplumsal olaylarda da yadsınamaz bir etkiye sahip, üstelik bunu manipüle etmekten de çekinmiyor. Hiçbir etik kaygı gütmeyen şirket, yalnızca kar etmek için çıktığı bu yolda her şeyin mübah olduğuna ikna olmuş. 

Sipping Mark Zuckerberg GIF - Find & Share on GIPHY

Bu skandal sonrası Zuckerberg’ün ifade verdiği oldukça medyatik bir dava süreci geçiriliyor ve Facebook bir para cezasına çarptırılıyor. Ancak birçok kişi Facebook’un yok daha büyük yaptırımlara maruz bırakılması gerektiğini düşünüyor. Bu dava Godzilla’yla masada oturup konuşmaya çalışan politikacılara benzetiliyor. Facebook tüm toplumu ezip geçen ve önüne gelen her şeyi kendi karı için yok eden bir canavar gibi ve karşısındaki hiçkimse onun tam olarak ne yaptığını anlayamıyor. Zuckerberg’ün dava sürecindeki kişilerin internet ve veri konusunda ne denli bilgisiz olduğu fazlaca eleştirilmişti zaten. Peki bu durumdan çıkabilmemiz, Facebook gibi bir devi durdurmamız mümkün mü?

Facebook’un herhangi bir para cezasıyla durdurulamayacağını anlayan Amerikan hükümeti bu kez de tekelleşmenin önüne geçmeye karar veriyor. Aralık 2020’de Federal Ticaret Komisyonu (FTC) ve 46 eyaletin başsavcıları tarafından Facebook’a tekelleşme davası açılıyor, ancak dava talebi delil yetersizliğinden reddediliyor. Delil olarak önce sosyal medya sektörünün tanımlanması, daha sonra da Facebook’un bu sektörün yüzde 60’ından fazlasına sahip olduğunun kanıtlanması gerekiyor. Aslında Facebook’un sektördeki tekelleşmesinin en büyük kanıtı yıllık kârı. Beyaz Saray sözcüsü Jen Psaki de sosyal medya şirketlerine federal bir düzenleme getirmek istediklerini duyuruyor. Eski bir Facebook çalışanı olan Frances Haugen’in şirketle ilgili itirafları ve açıklamaları bu durumu hızlandırmış gibi görünüyor. İç düzenlemelerinin bir işe yaramadığını ve devletin el atması gerektiğini söylüyor. Haugen, Facebook’un uygulamaları daha güvenli hale getirebilecekken bunun kârı azaltacağını fark ettiğini, bu yüzden de kişisel verilerin güvenliğini umursamadığını itiraf ediyor. 

Tekelleşme neden kötü diye düşündüğümüzde aklınıza yalnızca tüm uygulamaların aynı anda kullanılamaz olması gelmesin, çünkü bu işin bir de çok ciddi bir güvenlik tarafı var. Tüm uygulamalarında 2.7 milyar kullanıcısı olan Facebook topladığı kişisel veri konusunda da tekelleşmiş durumda. Facebook’un herhangi bir hizmetini kullanan insanların kişisel bilgilerine sahip olan şirket; oylar, düşünceler ve satın alma kararları konusunda da söz hakkına sahip. Facebook danışmanlığına geçiş yapan eski bir CIA çalışanı Yael Eisenstat “Facebook sizi CIA’in tanıyabileceğinden çok daha iyi tanıyor, hatta sizi kendinizden de iyi tanıyor” demiş. Kanımız dondu ama bir yandan da biliyorduk durumun böyle olduğunu.

Facebook Zuckerberg GIF - Find & Share on GIPHY

Temmuz 2021’de Mark Zuckerberg, Facebook’un önümüzdeki beş yıl içinde bir sosyal medya şirketi olmaktan çıkıp ‘Metaverse’ şirketine dönüşeceğini duyuruyor. VR alanındaki yatırımlarıyla Facebook, her türlü şekilde deneyimlenebilen uygulamalarla dikkatimizin ve ilgimizin her kırıntısına talip anlayacağınız. Bu durumda yapabileceklerimiz de kısıtlı. Facebook uygulamalarına alternatifleri tercih etmek çözümlerden biri olsa da, tekelleşme bunu da etkiliyor. Çünkü herkesin bu uygulamaların yaygınlığından dolayı istemese de onları tercih etmek zorunda kaldığını görüyoruz. 

Yaşadığımız bu çağa ve sosyal medyanın yönettiği bu endüstriye ‘dikkat ekonomisi’ de deniyor. Çünkü yalnızca kullanıcıların bir dakikalık dikkatini daha alabilmek için milyonlarca dolarlık yatırımlar ve araştırmalar yapılıyor. Tek amacı kâr etmek olan ve farklı durumlarda bu amacını açıkça dile getirmiş Facebook gibi bir şirketten, dikkatimize talip olduğunda amacının iyi olmasını bekleyemeyiz. Bu zamandaki en kıymetli varlığımız olan dikkatimizi bilinçli bir şekilde bu uygulamalara vermemeyi, sosyal medya dışında da var olmayı hatırlamamız gerekiyor. Ancak asıl çözüm, bu uygulamaların at koşturmasını engellemekten ve onlara gerekli yaptırımların hazırlanıp sunulmasından geçiyor. Umarız Facebook’un dünyayı yönetmediği bir gelecek görebiliriz. 

editörün seçtikleri