Yazar: Gamze Akyol
1 Mart 2021
Ekranlardan dünyaya açılan, ”yeni normal”in özeti 78. Altın Küre Ödülleri

Altın Küre Ödülleri’nin 78. törenini de geride bıraktık. Canlı bağlantılarla gerçekleştirilen, ama geçen seneki garip Emmy’lerden çok daha planlı, programlı ve de rahat akan bir ödül töreni oldu neyse ki. Zaman zaman teknolojinin gazabına uğrayan konuklar olsa da bu da neticede ”yeni” normal. Zaten töreni sunanların, ödül alanların/verenlerin dilinde de şu bir yıldır başımıza gelen trajik olaylar ve her toplumun kanayan yarası olan ırkçılık gibi toplumsal meseleler vardı hep. Nasıl olmasın ki?

Ödülü Los Angeles’tan Amy Poehler, New York’dan ise Tina Fey sundu. Aralarına mesafelerin girmesine izin vermeyen ve sundukları ödül törenlerini şenlendiren bu tecrübeli ikili, esprileriyle son sürat karşımızdaydılar elbette. Ve en önemlisi de açılış konuşmalarında sundukları ödülün kazananlarını seçen HFPA üyelerini eleştirdiler çekinmeden. Ağır bir dille değil tabii, yumuşak yumuşak…. Son yıllarda prestijli ödüllerde yapılan kadın/erkek, siyahi/beyaz ayrımcılıkları herkesin gözüne batmaya başladı malum. Fey ve Poehler de 87 kişiden oluşan Hollywood Yabancı Basın Birliği’nde hiç siyahi üyenin bulunmamasına dikkat çektiler başlar başlamaz. Laflarını şakalarına yedirerek de olsa bir şekilde esirgemediler yani. Gerçi bu esprilerin sahiciliğinden de samimiyetin de şüphe ediyor artık insan. Bu arada HFPA’nın başkan ve başkan yardımcıları da kısa açıklamalar da bulundurlar aralarda. Formaliteler…

Son Altın Küre’lerden bu yana çok şey değişti tabii. Önce sağlık, gerisi artık lüks… Sinemaya gitme ihtimalinden bile söz edemediğimiz şu garip dönemde, ödül törenleri de anı kurtaracak çözümlerin peşinde, eski ihtişamından uzak bir şekilde gerçekleşiyor. Hani törenlere ekranların içindeki ekranlardan katılan adayları görünce, yer yer bu durumun bıkkınlığından bahsedildikçe “bit artık COVİD-19” demekten alamıyor insan kendini. Evine girmediğimiz insan kalmadı. Kime olduğu belli olmayan bu sitemimize de üzerimizden attığımıza göre artık kazananları konuşmaya başlayabiliriz.

Artık Altın Küre ödüllerinin kimlere gidebileceğini kestirebiliyoruz az çok, o yüzden sürprizlere fazla geçit yok. Bu sene de yine popüler yapımlarda yer alan genç isimler ödülleri evlerine götürdüler mesela. Anya Taylor-Joy mini dizi kategorisinde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü aldı beklediğimiz gibi. The Crown’ın Prenses Diana’sı Emma Corrin drama dalında En İyi Kadın Oyuncu ödülünü, Prens Charles’ı Josh O’Conner ise drama dalında En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandı. Bu saydığımız isimlerin kazanmalarından gayet memnun olmakla birlikte karşılarında Olivia Colman, Cate Blanchett, Al Pacino gibi yılların tecrübelerinin olduğunu hatırlatmakta da fayda var. Ne kadar başarılı olduklarını siz düşünün. Yukarıda da gördüğünüz gibi dizi kategorilerinde The Crown yine tahtını kimselere kaptırmadı, hem dram dalında En İyi Dizi oldu hem de bünyesindeki oyunculara çeşitli kategorilerde ödüller kazandırdı. The Queen’s Gambit ise Normal People, Unorthodox, Small Axe gibi çok beğenilen yapımların arasından sıyrıldı En İyi Mini Dizi adaylığında. Schitt’s Creek de geçtiğimiz yılki Primetime Emmy ödüllerinde yedi ödül kazanarak bir gövde gösterisi yapmıştı hatırlarsanız. Bu Altın Küre’yi de boş geçmedi ve komedi/müzikal dalında En İyi Dizi ödülünü aldı. Catherine O’Hara da buradaki Maria Rose rolüyle En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kucakladı. Peki O’Hara’nın eşi Bo Welch n’aptı? Resmen O’Hara’nın konuşmasını baltaladı sevimlilik yapmaya çalışırken… Israrla ödül töreni müziği açmaya çalışması ve O’Hara’nın kapat dedikçe sesi açması sesli güldürdü.

Gelelim film kategorilerine…

Törenin ilk teknolojik ”sıkıntı”sını drama dalında En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü alan Daniel Kaluuya ile yaşadık, neyse ki çabuk toparladılar. Tam da Amerika’nın Black Lives Matter hareketiyle çalkandığı bir zamanda Judas and the Black Messiah filmi gibi siyahi haklarını, polis şiddetini merkezine alan bir filmde rol aldı Kaluuya. Ve canlandırması zor, tarihi bir karakter olan Black Panther Party’sinin liderlerinden biri olan Fred Hampton’a hayat verdi. Bu başarısı ödüllendirmeliydi elbet. En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ise Jodie Foster oldu. Amanda Seyfriend’in hem ilk adaylığı olması hem de Mank gibi güçlü bir yapımda yer alması sebebiyle kimilerince favori gözükse de Foster, The Mauritanian’daki performansıyla ve tatlı ev haliyle kazandı ödülü. Bu arada Mank güçlü bir yapım olarak görülse de tüm adaylıklarından eli boş döndü. Bunu bir sürpriz olarak görebiliriz belki ama asıl sürprizle drama dalındaki En İyi Kadın Oyuncu ödülünde karşılaştık. Çoğumuz drama dalındaki en iyi kadın oyuncu Carey Mulligan mı, Frances McDormand mı olacak diye düşünürken, ödülü The United States vs Billie Holliday’deki performansıyla Andra Day kaptı. Carey’nin kariyerinin en iyi performanslarından birini sergilediği sene hüsrana uğramasına biz de üzüldük tabii. Andra Day ise tıpkı Zendaya’nın Emmy’de yaptığı gibi geniş ailesiyle yayına katılmayı tercih etmişti ve kazandığına kendisine de çok şaşırdı. Drama dalındaki En İyi Erkek Oyuncu ödülünü ise geçtiğimiz sene çok genç bir yaşta aramızdan ayrılan Chadwick Boseman kazandı. Kendisine saygımız ve hayranlığımız çok büyük. En hasta hallerindeyken bile oyunculuktan vazgeçmeyen, bize son olarak Ma Rainey’s Black Bottom’daki nefis performansını bırakan Boseman’ın ödülünü ise eşi Simon Ledward Boseman kabul etti. Simon, duygu dolu konuşması sırasında ağlamamayı başarsa da sabahın altı buçuğunda bizim gözümüzden yaşlar süzülmesine sebep oldu. Işıklar içinde uyu Chadwick.

En İyi Senaryo kategorisinde ise beklenen bir yapım The Trial of the Chicago 7 yani Aaron Sorkin aldı ödülü. En İyi Film ve Yönetmen semalarında ise bizim de detaylıca dadandığımız Nomadland var. Chloé Zhao ilk adaylığında kazandı ödülü ve Altın Küre’nin En İyi Yönetmen kategorisinde ödül alan Asya kökenli ilk kadın oldu. En İyi Film kategorisinde Nomadland, Promising Young Woman gibi isimlerle yarışmasını görmek istediğimiz Minari ise sınıflandırıldığı yabancı dildeki filmler alanında rahat ve net bir galibiyet (e bir bakıma bu bir yarış) aldı. Oscar’da genel kategoride aday gösterileceği tahmin ediliyor bu şifalı, duru filmin.

Sinemanın komedi/müzikal dalında ise yine pek şok edici bir durum yok aslında. Borat Subsequent Moviefilm En İyi Film, başrol Sacha Baron Cohen de En İyi Erkek Oyuncu kategorisinin kazananı oldu. Cohen yine her zamanki gibi muhalifliğini şaka yollu da olsa gösterdi bize sağolsun. İsmi anons edildiğinde “Bir saniye, Trump’tan oyların yeniden sayılması konusunda itiraz gelmiş” diyerek lafını soktu yine bir güzel. En İyi Kadın Oyuncu adaylığında ise yine bizim hakkında yazmaktan, kendisini izlemekten hiç bıkmadığımız bir isim kazandı: Rosamund Pike. Aslında burada Borat’taki performansıyla alkış toplayan Maria Bakalova öne çıkıyordu ama Pike’ın I Care a Lot’daki nefis performansına kayıtsız kalamamışlar demek. Zaten Pike da konuşmasında önce diğer adayları övdü, daha sonra teşekkürlerine başladı. Biz bu kadını boşuna sevmiyoruz. Yalnız keşke kıyafetinde Killing Eve’in ikonik psikopatı Villanelle esintileri taşımasaydı…

Ve kendisine olan derin duygularımızı uzun uzun yazıya döktüğümüz Soul da geceyi iki ödülle kapattı. Hem En İyi Animasyon ödülünü hem de En İyi Müzik ödülünü aldı. Yine bekliyorduk, mutlu ve de gururluyuz. Son olarak da özel ödüllerden bahsedelim. Cecil B. DeMille Ödülü, tecrübeli aktris Jane Fonda’ya ve geçtiğimiz yıl dağıtılmaya başlanan Carol Burnett Ödülü Norman Lear’a takdim edildi. Bu iki tecrübeli isim için özel olarak hazırlanan, kalite ve de sanat kokan kısacık videolar ise kendilerine bir kez daha hayran olmamızı sağladı diyebiliriz. İşte böyle… Hem çok hızlı akan, hem de favori isimleri üzmeyen bir ödül töreni oldu nihayetinde. Her ne kadar canlı bağlantılarla yapılan her türlü aktiviteden artık bıksak da, yapılacaksa da bu geceki Altın Küre Ödülleri gibi yapılmasını tercih ederiz tabii ki. Ve kazananları daha rahat görmeniz açısından listemizi de aşağıya bırakıyoruz.

Sinema:

Drama Dalında En İyi Film

Nomadland

 

Komedi ya da Müzikal Dalında En İyi Film

Borat Subsquent Moviefilm

 

Drama Dalında En İyi Kadın Oyuncu

Andra Day – The United States vs Billie

 

Drama Dalında En İyi Erkek Oyuncu

Chadwick Boseman – Ma Rainey’s Black Bottom

 

Komedi ya da Müzikal Dalında En İyi Kadın Oyuncu

Rosamund Pike – I Care a Lot

 

Komedi ya da Müzikal Dalında En İyi Erkek Oyuncu

Sacha Boran Cohen – Borat Subsequent Moviefilm

 

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu

Jodie Foster – The Mauritanian

 

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu

Daniel Kaluuya – Judas and the Black Messiah

 

En İyi Yönetmen

Chloé Zhao – Nomadland

 

En İyi Senaryo

The Trial of the Chicago 7/ Aaron Sorkin

 

En İyi Müzik

Soul

 

En İyi Orijinal Şarkı

Io Si – The Life Ahead

 

En İyi Animasyon Film

Soul

 

Yabancı Dilde En İyi Film

Minari (ABD)

 

DİZİ:

Drama Dalında En İyi Dizi

The Crown

 

Komedi ya da Müzikal Dalında En İyi Dizi

Schitt’s Creek

 

Drama Dalında En İyi Kadın Oyuncu

Emma Corrin – The Crown

 

Drama Dalında En İyi Erkek Oyuncu

Josh O’Connor – The Crown

 

Komedi ya da Müzikal Dalında En İyi Kadın Oyuncu

Catherine O’Hara – Schitt’s Creek

 

Komedi ya da Müzikal Dalında En İyi Erkek Oyuncu

Jason Sudeikis – Ted Lasso

 

En İyi Mini Dizi-Film

The Queen’s Gambit

 

En İyi Mini Dizi-Film Kadın Oyuncu

Anya Taylor-Joy – The Queen’s Gambit

 

En İyi Mini Dizi-Film Erkek Oyuncu

Mark Ruffalo – I Know This Much Is True

 

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Tüm dallarda)

Gillian Anderson – The Crown

 

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Tüm dallarda)

John Boyega – Small Axe

 

editörün seçtikleri